Dünya TarihiTarih

İspanya Bağımsızlık Savaşı

[ad_1]
Battle of Busaco, 27 September 1810 (by Richard Simkin, Public Domain)

İspanya Bağımsızlık Savaşı
Busaco Muharebesi, 27 Eylül 1810

Richard Simkin (Public Domain)

İspanya Bağımsızlık Savaşı olarak da bilinen Yarımada Savaşı (1807-1814), İberya Yarımadası’nda Portekiz, İspanya ve Birleşik Krallık güçlerince, Napolyon I (1804-1814; 1815) dönemi Birinci Fransız İmparatorluğu işgalci güçlerine karşı yapılan bir savaş olup Napolyon Savaşlarının (1803-1815) en önemli çatışmasıdır. Bu savaş, aynı zamanda, İspanya Tarihinin en kanlı olayı olmaya devam ediyor.

İberya Yarımadası Savaşı Fransa’nın, Portekiz Krallığının Britanya ile ticari olan faaliyetlerini durdurma konusundaki talebine cevap vermeyip gecikmesinden sonra 1807 yılı Ekim ayında başlamıştır. Aynı yılın 30 Kasım gününe gelindiğinde Fransız askeri güçleri, Lizbon’u işgal ederek Portekiz Kraliyet ailesinin sürgünde bir hükümet kurdukları Brezilya kolonisine kaçmaya zorlamışlardır. Yarımadanın tamamı üzerinde daha fazla kontrol sağlamaya istekli Napolyon Bomapart, eski müttefik ülke İspanya’ya karşı izlediği politikasından dönüş yapmış, İspanyol Bourbon Hanedanlığını devirmiş ve kardeşi Joseph Bonapart’ı İspanya Kralı olarak atamıştır. Ancak İmparator Napolyon, İspanyol vatanseverliğini fazla hafife almıştır. İspanya ülkesinin büyük bir kısmı 1808 yılında Dos de Mayo Ayaklanmasından sonra Fransız işgaline karşı ayaklanmıştır. İspanyollar, Fransız İmparatorluk Ordusunun ilk büyük yenilgisi olan Bailen Muharebesinde (16-19 Temmuz 1808) erken bir zafer kazanmış ve bu zafer İspanya’da daha güçlü bir direniş hareketine ilham kaynağı olmuştur.

Yüzbinlerce Fransız askeri, sonraki beş yılda, İspanya ve Potekiz’de savaşmaya gönderilmiş ve bu durum, başka bölgelerde varlığına şiddetle ihtiyaç duyulan Fransız askeri kaynakları üzerinde baskı oluşmasına yol açmıştır. Napolyon bu nedenle, İberya Yarımadası Savaşını kendisi için “İspanyol Ülseri” olarak ifade etmiştir. Bu dönemde, İspanya’da yapılan gerilla savaşları ile konvansiyonel normal askeri birlikler ile yapılan büyük savaşlardan daha fazla Fransız askeri öldürülmüş ve bu direniş dönemi aynı zamanda, amansızca yürütülen etkili gerilla savaşlarıyla karakterize edilmiştir. Savaşın gidişatında, ileri-geri bazı savaş taktikleriyle değişiklik olsa da, Fransa güçlerinin İspanya ülkesi üzerindeki hâkimiyeti zamanla azalmaya başlamıştır. Wellington Dükü Sir Arthur Wellesley (1769 -1852) komutasında İngiliz-İspanyol-Portekiz unsurlardan oluşan ordunun Vitoria Muharebesinde (21 Haziran 1813) kazandığı zaferden sonra Bonapartist İspanya’nın kaderini de belirlenmiştir. Wellington’un komuta ettiği Ordu, Fransa üzerine yürümeye devam ederken, bu arada İspanya Bourbon Kralı VII. Ferdinand, 11 Aralık 1813 tarihi itibariyle yeniden güç kazanmıştır. Taraflar arasındaki düşmanlık, İmparator Napolyon’un ilk olarak,1814 yılı Nisan ayında İmparatorluk Tahtından çekilmesiyle sona ermiştir.

İlgili Makaleler

Portekiz’in İstilası

1807 yılı Temmuz ayında yapılan Tilsit Antlaşmaları İmparator Napolyon gücünü zirveye çıkarmıştır. Son iki yılını Avusturya, Prusya ve Rusya ordularını mağlup etmekle amacıyla geçirmiş olan Napolyon, şimdi de Batı ve Orta Avrupa ülkelerinin çoğuna hükümetmekte olup otoritesi etki alanını Pirene Dağlarından Niemen Nehrine kadar olan coğrafyaya yaymıştır. Ancak, Portekiz ve İspanya bu aşamada daha Napolyon’un kontrol alanı dışında kalmışlardı. Bu her iki ülke, Napolyon İmparatorluğuna doğrudan bir tehdit oluşturmasalar da, Napolyon’un Büyük Baritanya’yı yenilgiye uğratma nihai hedefi önünde sinir bozucu muhtemel birer engel olma potansiyeline sahiptiler.

PORTEKİZ, BRİTANYA’NIN KITADAKİ EN ESKİ MÜTTEFİKİ ÜLKE İDİ VE BU HER İKİ ÜLKE TİCARİ FAALİYETLER ÜZERİNDEN BİRBİRLERİNE BAĞLANMIŞLARDI.

Portekiz, bu konuda özellikle en sinir bozucu oluyordu. Çünkü Portekiz Hükümeti, 1773 yılında İngiltere ile ittifak yapmış, Britanya’nın Avrupa kıtasındaki en eski müttefiki olmuş ve her iki ülke, aralarındaki ticari faaliyetlerle birbirlerine sıkı sıkıya bağlanmışlardır. İngiltere savaş gemileri, Fransaya karşı operasyonlarında, Portekiz liman imkânlarını bile kullanmışlardır. Öte yandan, İmparator Napolyon polkitikası açısından İspanya güvenilmez bir ülke olsa da, aynı zamanda bir Fransa müttefiki ülkeydi; 1806 yılında, Dördüncü Koalisyon Savaşı başlangıcında, İspanya Başbakanı Manuel de Godoy, birçok kişinin Fransa olarak yorumladığı, isimsiz bir düşmanı yenme ihtiyacını dile getiren rahatsız edici bir bildiri yayınlamıştır. Fransızlar, Jena-Auerstedt Muharebesini kazandıkları zaman, Başbakan Godoy bildirisini geri almıştır. Napolyon bu özel durumda, İspanya hükümetinin kendisine karşı ihanet planı yaptığı konusunda şüphe duymaya başlamıştır. Ancak, Napolyon’un, Avrupa konusunda nihai hedefi açısında Portekiz konumunun ilk önce ele alınması gerekiyordu.

İmparator Napolyon, 1807 yılı Temmuz ayında, Portekiz Hükümetine bir ültimaton vererek, Yönetimin Britanya ile tüm ticari faaliyetlerini durdurmasını ve Napolyon’un uygulamaya koyduğu Kıta Sistemi olarak bilinen İngiliz mallarına yönelik büyük ölçekli ambargo yaptırımına katılmasını istemiştir. Ayrıca, Portekiz filosonu Fransa filosuyla birleştirmesi, Portekiz topraklarında bulunan tüm İngilizleri tebaasını tutuklaması ve Britanya’ya karşı resmen savaş ilan etmesi de bekleniyordu. Napolyon’un bu taleplerinin 01 Ekim gününe kadar karşılanmaması halinde, Fransa güçlerinin Portekiz ülkesini işgal edebileceği tehdidi yapılmıştır. Engelli durumda annesi Kraliçe I. Maria’nın naibi olarak görev yapan Portekiz Prensi John, Napolyon’un bu taleplerini yerine getirmenin imkânsız olduğunu görmüştür: Şöyle ki; talepleri kabul etmesi halinde Portekiz ülkesi İngiliz donanması saldırlarına maruz kalacak, red etmesi halinde ise Portekiz toprakları Fransız güçleri ayakları altında kalacak. Prens John, cevap vermek yerine, bir müddeet tereddütler içinde kaldıktan sonra, Napolyon’un tarafsız bir ülkeyi, müttefik bir ülkeye savaş açmaya zorlamasının adaletsiz olduğunu açıklayarak bu zorlama yaptırımı protesto etmiştir.

İmparator Napolyon’un verdiği ültimatomun son günü yaklaşırken Prens John cesaretini yitirmiş ve İngiltere karşıtı bazı önlemlerin uygulamaya konulmasını kabul etmiş, ancak, gelinen bu aşamada artık çok geç kalmıştır. Napolyon ve İspanya Başbakanı Godoy, gizli bir antlaşma olan Fontainebleau Antlaşması hükümleri gereği, 27 Ekim 1807 tarihnde, Portekiz topraklarını işgal etme ve paylaşma konusunda anlaşmışlardı. Fransız General Jean-Andache Junot aynı yılın Ekim ayında, İspanya Başbakan Godoy’un da onayıyla İspanya topraklarından geçen 25.000 askerden oluşan bir kolordunun Portekiz’e doğru sevkiyatına öncülük etmiştir. General Junot, aynı zamanda, İspanya Başbakanı Godoy’un bilgisi dışında bir operasyonla, gelecekte uygun bir zamanda Portekiz topraklarının işgal planına hazırlık amacıyla, İspanya toprakları haritasını istemiştir. Fransız General Junot, 30 Kasım günü, neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan başkent Lizbon’a girmiştir. Ancak Fransız güçleri, İngiliz savaş gemileriyle Brezilya kolonisine götürülmek üzere tahliye edilen Braganza Kraliyet Handanlığı üyelerini yakalamak için artık çok geç kalmışlardır. Tahliye nedeniyle hayal kırıklığına uğrayan General Junot, askerlerine Lizbon kentini yağlamalarına izin vermiş ve 100 Milyon Frank savaş tazminatı ödenmesini istemiştir.

Evacuation of the Portuguese Royal Family to Brazil
Portekiz Kraliyet ailesinin Brezilya’ya Tahliyesi

Henri L’Evêque (Public Domain)

İspanya’nın İşgali

Portekiz toprakları Fransa güçleri kontrolüne girerken, İspanya’da bir kriz yaklaşıyordu. Bir kukla hükümeti olmaktan biraz daha iyi durumda olan Bourbon Kralı IV. Charles yönetiminde İspanya Karllığında gerçek güç, hem İspanya soylularının ve hem de İspanya halkının nefret ettikleri, kendisini “Barış Prensi” olarak sunan Başbakan Godoy’un elindeydi. Kariyerinin ilk başlarında Kraliyet Muhafızlığında Özel Kuvvetler biriminde bir asker olan Godoy, Kraliçe Maria Luisa’nın yaver sevgilisi oluncaya kadar sosyal statü merdivenlerinden yukarıya doğru tırmanmasını başarmıştır. Beceriksiz gördüğü babasından Kraliyet Tahtını almak ve Başbakan Godoy’u iktidardan uzak tutmak isteyen Kralın oğlu Prens Ferdinand, Başbakan Godoy’a karşı çıkmıştır. Her iki taraf da, anlaşmazlığın çözümüne yardımcı olması amacıyla 1808 yılı başlarında İmparator Napolyon’a başvurmuşlardı ve Napolyon da istenilen bu hakemlik sıfatını memnuniyetle kabul etmiştir.

Fransa, 70.000 kişilik bir askeri güçle, 1808 yılı Şubat ayında, Pireneler’e akın seferi düzenlemiş, güç kullanma ve aldatma kombinasyonundan oluşan bir harekâtla önemli İspanya kaleleri kontrolünü ele geçirmiştir. Barselona’nın İspanyol Valisi bir keresinde “yaralı” Fransız askerlerinden oluşan bir konvoyun kalesine girmesine izin vermeye ikna edilmişti. Ancak, Fransız askerleri tamamen silahlı olup sedyelerindeki battaniyelerden el bombalarını çıkarmak için kırbaçlarını kullanmışlardı. Napolyon ise Fransız askerlerinin bu şehre akın hareketinin İspanya’da barışın tesis edilmesi ve İngiliz güçlerinin Cebelitarık işgali saldırısına karşı hazırlık olduğu konusunda ısrar etmiştir. Hatta Kral Charles, endişe duyan tebasına “sevgili müttefikim Fransız İmparatorunun” müdahalesinden korkmamalarını ifade etmiştir (Mikaberidze, 254). Ancak, İspanyol halkı bu kadar saf değildi ve Başbakan Godoy’u ülkelerini Fransızlara teslim etmekle suçlamışlardır. İspanyol askerleri ve köylülerden oluşan bir kitle, 18 Mart günü, Aranjuez’de Başbakan Godoy’u neredeyse linç edeceklerdi. İsyan eden kitle tarafından kral ilan edilen başdüşmanı Prens Ferdinand’ın müdahale etmesiyle Godoy’un hayatı kurtulmuştur. Fransız Devriminin İspanya’da tekrar edilmesinden korkan Kral Charles, kısa bir süre sonra, oğlu Ferdinand VII lehine Kraliyet Tahtından feragat etmiştir.

Manuel de Godoy
Manuel de Godoy

Francisco Bayeu y Subías (Public Domain)

Yeni Kral Ferdinand VII, Fransız İmparatoru Napolyon’a bir mektup yazarak, Napolyon’un yeğenlerinden birisiyle evlenerek hanedanlarını birleştirmelerini talep etmiştir. Bu aşamadan itibaren Napolyon bir yol ayırımına girmiştir: Şöyle ki; İspanya Kralı Ferdinand’ın yeğenlerinden birisiyle evlenmesine izin verebilir ve bir Fransız kuklası olarak İspanya’yı yönetmeye devam edebilir ya da Bourbon Hanedanını tamamen devirip İspanya Tahtına kendi adamlarından birini geçirebilir. İmparator Napolyon ikinci seçeneği tercih etmiş ve aynı yılın Mayıs ayı başlarında, aralarındaki farklılıkları görüp bir çözüm yolu bulmak üzere hem babayı ve hem de oğlunu Bayonne’da bir konferansa davet etmiştir. Kral VII Ferdinand konferans yerine vardığında zorbalıkla karşı karşıya kalmış ve babasının lehine Tahtan çekilmesiyle tehdit edilmiştir. Kral Ferdianand’ın babasının lehine olacak şekilde İspanya Krallık Tahtından feragat etmesinden sonra, baba Kral Charles VII İspanya Tahtından çekilmek üzere Krallık yönetimini Napolyon’a devretmeyi imzalamış olduğu anlaşılmıştı. Baba Kral Charles ve oğlu Ferdinand Napolyon Savaşlarının geri kalan dönemini geçirmek üzere Fransa’daki hapishanelere gönderilmişlerdi. Bu arada Mareşal Joachim Murat komutasındaki 20.000 Fransız askeri Madrid’i işgal etmiş ve İmparator Napolyon, kardeşi Joseph Bonapart’ı İspanya Kralı olarak tayin edilmiştir. İmparator Napolyon, görünüşe göre, İberya Yarımadasının tamamını hiçbir güçlükle karşılaşmadan fethetmiş ancak İspanyol halkının kararlı iradesini büyük ölçüde hafife almıştır.

Ayaklanmalar

Oysa İmparator Napolyon’un o zaman anlamadığı konu; İspanyol halkının gururlu, vatansever, zengin tarihi geçmişi ve mili geleneklere sahip olup yabancı gelenekleri ciddiye almayan bir halk olmasıdır. İspanyol halkı aynı zamanda son derece dindar Katolik bir halktır, Fransız Devrimi sırasında izlenen Hıristiyanlıktan arındırma politikası nedeniyle Fransızların tanrısız bir halk olduğu yönünde ikna olmuştur. İspanyol halkı, Fransız güçleri işgali altında zaten çok gergindi, Krallarının tutuklandığı haberi bardağı taşıran son bir damla olmuştur. Madrid halkı 02 Mayıs günü sokaklara dökülürken gördükleri 150 Fransız askerini katletmiştir. Lafta kalan Dos de Mayo Ayaklanması, başkaldıran İspanyol topluluğunu dağıtmak üzere zorlu Memluk süvarilerini seferber eden General Joahim Murat güçleri tarafından vahşice bastırılmıştır. Bu ayaklanmayı izleyen günlerde yüzlerce İspanyol, Fransız idam mangaları eliyle idam edilmişlerdir.

The Death of Pedro Velarde y Santillán during the Dos de Mayo Uprising, 1808
Dos de Mayo Ayaklanması sırasında Pedro Velardey Satillan’ın Ölümü, 1808

Joaquín Sorolla (Public Domain)

Ancak, yaşanan bu olaylar yalnız başlangıç olmuştur; 20 ve 27 günleri arasında Badajaz, Cartagena ve Cadiz şehirlerinin Fransız yanlısı valileri birer suikasta kurban giderlerken, üç eyalet/bölgesel cuntaları Fransızlara karşı isyan hareketi başlatmış ve İspanyol yurtseverlerinden oluşan direniş ordularını kurmaya başlamışlardır. Sevilla Cuntası Britanya’dan yardım istemiş ve Britanya da Sir Arthur Wellesley (gelecekte Wllington Dükü) komutasında bir orduyu İberya Yarımadasına sevketmiştir. İmparator Napolyon, kendisine karşı toplanan askeri güçlere rağmen, olup bitenleri pek ciddiye almamış ve kibirli bir şekilde şöyle bir açıklama yapmıştır: “Bu savaşın bana 80.000 askere mal olacağını bilseydim, böyle bir sefere kalkışmazdım, ama bu sefer bana 12.000 askerden daha fazlaya mal olmayacak” (Chandler,611)

BAİLEN MUHAREBESİ, NAPOLYON SAVAŞLARININ BAŞINDAN BERİ FRANSIZ ORDUSUNUN İLK BÜYÜK YENİLGİSİ OLMUŞTUR.

İmparator Napolyon’un kendisine bu kadar güveninden şüphe etmeye başlaması uzun zaman almayacaktı. Katalon milisleri takip eden iki Bruch Muharebesi (6-12 Temmuz 1808) sonrasında, 4.000 Fransız askeri gücünü Barselona dışında durdurmuş ve Birinci Zaragoza Kuşatmasında (15 Haziran- 14 Ağustos) Fransız ordusunu geri püskürtmüştür. Ancak, en büyük darbe, General Francisco Javier Castanos komutasındaki İspanyol Endülüs Ordusunun, 18.000 askerle savaş esiri düşen General Pierre Dupont komutasındaki Fransız İmparatorluk Ordusunun mağlup ettiği Bailen Muharebesinden (16-19 Temmuz) gelmiştir. Yenilgi haberi Napolyon’u çileden çıkarmış ve General Dupont’un teslim olması konusunda “dünyanın başlangıcından bu yana bu kadar aptalca veya bu kadar korkakça bir harekâtın yaşanmadığını” ifade etmiştir (Chandler, 618). Napolyon’un kızmak için elbette bir nedeni vardı; Bailen Muharebesi, Napolyon Savaşlarının başlangıcından bu yana, bir Fransız ordusunun ilk büyük yenilgisi olmuş ve Fransız Ordusunun yenilmez efsanesini yerle bir etmiştir. Bailen Muharebesi, Avusturya’nın Fransa ile başka bir savaşa hazırlanmaya başlamasına doğrudan ilham kaynağı olmuş ve bu Muharebe süreci Beşinci Koalisyon Savaşının (1809) yapılmasıyla sonuçlanmıştır.

Bu arada Sir Arthur Wellesley 14.000 askerle Portekiz’e çıkarma yapmıştır. Komutan Wellesley, başkent Lizbon’u Fransız güçleri elinden aldıktan sonra Fransız General Junot komutasındaki Portekiz-Fransız Ordusu ile çatışmaya girmiş ve Vimeiro Muharebesinde (21 Ağustos 1808) kesin bir zafer kazanmıştır. General Junot aldığı yenilginin ardından, Arthur Wellesley’in üst makamları olan Generaller Dalrymple ve Burrard ile müzkare etmiş ve General Junot komutasındaki 26.000 Fransız askerlerinin Portekiz topraklarını terk etmeleri karşılığında General Junot’un da Fransa’ya dönmesine izin vermişlerdir. Britanya makamları nezdinde, Fransız General Junot’un bu kadar ucuza salıverilmesi skandal olarak yorumlanmış, İngiliz Generaller Dalrymple, Burrard ve Wellesley geri çağrılmışlardır. Sir John Moore, komutayı devralmak üzere Portekiz’e gönderilmiştir. Bailen ve Vimeiro Muharebelerinde varılan sonuç, her durumda, Kral Joseph’in Madrid’den kaçmaya ve Ebro Nehri boyunca genel olarak geri çekilme emrini vermeye ikna etmek için yeterli olmuştur.

Napolyon Müdahale Ediyor

İmparator Napolyon, Fransız İmparatorluğunun bütün başarıları, askeri başarılarına dayandığından dolayı İspanya’da alınan yenilginin kendisi için arzu edilen bir seçenek olduğunu kabul etmemiş ve Fransız ordusunu bizzat kendisi yönetmeye karar vermiştir. 1808 yılı sonbaharında, 278.000 askerden oluşan yeni bir ordu olan Armée d’Espagne ile Pireneleri silip süpürmüştür. Napolyon, düzenlediği saldırılarda, alışılmış hızıyla orantılı olarak ilerleme kaydetmiş ve bir aylık zaman zarfında Espinosa de los Monteros ve Gamonal (her ikisi de 10 Kasım); Tudela (23 Kasım) ve Somosierra (29-30 Kasım) olmak üzere bir dizi savaşta İspanya güçlerini mağlup etmiştir. 04 Aralık günü, zafer kazanarak Madrid’de girmiş, Fransız otoritesini İspanya’da tesis etmiş ve İspanya Eski Rejimi kalıntılarını ortadan kaldırmıştır.

The Second Siege of Zaragoza
Zaragoza İkinci Kuşatma

Louis-François, Baron Lejeune (Public Domain)

İmparator Napolyon, daha sonra İspanya ülkesinin geriye kalan topraklarına baskı uygulamıştır. Fransız Mareşal Jean Lannes, İkinci Zaragoza Kuşatmasını (19 Aralık 1808 – 20 Şubat 1809) denetlemek üzere gönderilmiştir; bu kuşatma, üçte ikisi sivil olan 10.000 Fransızın ve 54.000 İspanyolun ölümü pahasına Fransızların zaferiyle sonuçlanmıştır. Napolyon, 80.000 askeri güce komuta ederek, Sir John Moore’un başında bulunduğu İngiliz ordusunun peşine düşerken, Fransızlar da Orta ve Kuezey İspanya toprakları çoğunun kontrolünü yeniden ele geçirmişlerdir. Napolyon, en sonunda İngilizlerle savaşta yüzleşmeye istekli olsa da, Avusturya’nın saldırganlığı haberi onu Paris’e dönmesine zorlamış ve ordunun komutasını Mareşal Jean-de-Dieu Soult’a bırakmıştır. Sir John Moore’un arka cephe koruması, 16 Ocak 1809 tarihinde, Corunna Muharebesinde Fransızları geri planda bekletmiş ve İngiliz ordusunun geriye kalan unsurlarını İngiliz Kraliyet Donanması nakliye gemileriyle tahliye edilmesi için zaman kazanmıştır. Bu sırada komutan Sir John Moore öldürülmüş olsa da tahliye operasyonu başarılı olmuştur.

Kanlı Bir Bataklık

İmparator Napolyon, İberya Yarımadasına bir daha asla dönmeyecek ve savaş çabalarını mareşallerine emanet edecektir; mareşallerinin sürekli birbirleriyle çekişmeleri ve kampanyaları koordine etmekte çoğu zaman başarısız olmaları nedeniyle, Napolyon’un bu emaneti tevdi etma tasarufu ciddi bir hata olmuştur. Napolyon, her şeye rağmen, İberya Yarımadasının yeniden fethedilmesinin zor olmayacağına inanıyordu ve mareşali Jean de Soult’a Portekiz’i yeniden işgal etmesi emrini vermiştir. Mareşal Soult 23.000 askerle zor kullanarak Oporto’ya girmişti ancak saldırı hareketi, kısa bir süre sonra, İngiliz General Arthur Wellesley komutasındaki 16.000 kişilik İngiliz-Portekiz ordusu tarafından durdurulmuştur. Fransız Mareşal Soult, İkinci Oporto Savaşını (12 Mayıs 1809) kaybettikten sonra Portekiz’den ayrılmak zorunda kalmıştır. General Arthur Wellesley, 30.000 kişilik İspanyol Ordusuyla bağlantı kurduğu İspanya’ya doğru ilerlemiştir. General Wellesley’in müttefik ordusu, kanlı Talavera Savaşında (27-28 Temmuz) 46.000 kişilik İmparatorluk askerine karşı büyük bir zafer daha kazanmıştır. Arthur Wellesley bu zaferden sonra Viskont Wellington ünvanını almıştır.

Arthur Wellesley, 1st Duke of Wellington
Arthur Wellesley, Wellington I. Dükü

Thomas Lawrence (Public Domain)

Talvera Muharebesi müttefik taraflar için pirus zafer olmuş ve Viskont Wellington ordusunu Lizbon Yarımadasında Torres Vedras Hatları olarak adlandırılan savunma hatına çekilmesine neden olmuştur. Portekiz şehrinin başka bir Fransız işgal hareketine maruz kalabileceğini öngören Wellington, ordusunu Kraliyet Donanması tarafından ikmal ve takviye edildiği savunma hattını kontrol altına almaya sevketmiştir. Komutan Napolyon, kısa bir süre sonra binlerce askerden oluşan yeni bir Fransız ordu gücünü İbarya’ya gönderip bir dizi zafer kazanmasından sonra yaptığı savaş hazırlıklarında haklı plduğu anlaşılmıştır. Katalonya’daki Fransız saldırısı, 10 Aralık 1809 tarihinde Gerona’nın ele geçirilmesine yol açarken, 1810 yılı başlarında birkaç İspanyol saldırısı başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fransız güçleri, O5 Şubat 1810 tarihinde, iki yıl süren Cadiz Kuşatma harekâtı düzenlemiş, Cadiz Cortes’i olarak tanımladıkları geçici bir İspanyol Hükümetini kurmuşlardır. Bu aşamaya gelinceye kadar, Fransız askeri kaynakları üzerine önemli bir baskı olmasına yol açan, 300.000 kadar Fransız askeri İberya Savaşına katılmıştır.

Fransız Mareşal Abdré Massena, 1810 yılında, Viskont Wellington komutasındaki güçleri Portekiz’den çıkarmakla görevlendirilmiş, ancak, Bussaca Savaşında (27 Eylül 1810) mağlup edilmiş ve aylar sonra İspanya’ya çekilmek zorunda kalmıştır. İngiliz Viskont Wellington, bir sonraki baharda, daha önce sonuçsuz kalan Albuera Muharebesi (16 Mayıs 1811) ile istenilen sonuç alınarak doruğa ulaşmış, diğer yandan da, nu mıharebe Wellington güçlerinin % 40’nın kaybına mal olmuştur. İlerlemesi geçici bir süre engellenen Wellington komutasındaki İngiliz güçleri, bir sonraki yılda saldırlarına başlamak üzere yeni malzeme ve teçhizat tedarikini beklemişlerdir. Viskont Wellington, Badajoz Kuşatmasını (16 Mart -06 Nisan 1812) kazandıktan sonra Salamanca Muharebesinde (22 Temmuz 1812) Fransız Mareşal Auguste de Marmont güçleri ile çatışmaya girmiştir. Viskont Wellington’un en büyük zaferlerinden birisi olduğu kanıtlanmış olan bu savaş, Fransa’nın İspanya’daki konumuna önemli bir darbe olmuştur. Fansız güçleri, Salamanca Muharebesinin ardından, Cadiz Kuşatmasını kaldırmak zorunda kalmışlardır. Ve Madrid bir kez daha tahliye edilerek Kral Joseph Hükümetinin prestijine onarılmaz bir şekilde zarar verilmiştir. Müttefik kuvvetlerin başarısı Cadiz Cortes’inin 1812 yılı Mart ayında Aydınlanma Çağı ilkelerinden etkilenen yeni bir Anayasa taslağının hazırlanmasına yol açmıştır.

Proclamation of the Spanish Constitution of 1812
İspanya Anayası İlanı, 1812

Salvador Viniegra (Public Domain)

Gerilla Savaşı

İberya Yarımadası Savaşı, gerilla savaşı önemi açısından dikkate değer bir gelişme yaratmıştır. 35.000 -50.000 arasında değişen sayıda İspanyol ve Portekizli partizan dağlara çıkarak mevzi almış ve bulundukları mevzilerde Fransız konvoylarına ve iletişim hatlarına acımasız saldırılar düzenlemişlerdir. Partizanların düşman güçlerine pusu kurmaları için kırsal bölgeler mükemmel alanlar olmuş, bu direniş hareketleri sonucunda Fransız müfrezeleri ve habercileri sıklıkla sürpriz saldırların kurbanı olmuşlardır. Gerilla savaşçılarının Fransız işgalcilerine karşı besledikleri nefret duygusu, çoğu zaman, kurdukları pusalar vahşete varan eylemlerine dönüşmesine yol açmıştır. Yakaladıkları Fransız askerleri sakat edilerek bırakılmış, hadım edilerek yaralanmış, çarmıha gerilmiş, derileri yüzülerek veya diri diri gömülmüşlerdir. Fransız askeri güçleri de, partizan garillaları olarak şüphelendikleri kişilere aynı derecede ceza vererek davranmış olsalar da, bu türden eylemlerin psikolojik etkisi Fransız güçlerin moraline büyük zarar vermiştir. Kral Joseph bile gerilla savaşçıları korkusundan dolayı başkenti terk etmek zorunda kalma endişesini yaşamıştır.

Müttefiklerin Zaferi

1812 yılı sonuna gelindiğinde Fransız güçlerinin işleri iyi gitmiyordu. İmparator Napolyon’un Rusya’yı işgal seferi Fransız Büyük Ordusunun bozguna uğratılmasıyla sonuçlanmış ve Avrupa ülkeleri de Altıncı Koalisyon Savaşında (1813-1814) Napolyon’a karşı işbirliği yapmışlardır. Bonapartist İspanya da kendi başının çaresine bakmak zorunda kalmıştır. Viskont Wellington, 1813 yılı başlarında, İngiliz-İspanyol-Portekiz askerlerinden oluşan 121.000 kişilik bir orduyu Kuzey Portekiz topraklarından yürütmüştür. Wellington, 21 Haziran 1813 tarihinde, Kuzey İspanya’da, Vitoria şehrinde, Kral Joseph ve Mareşal Jean-Baptiste Jourdan komutasındaki 65.000 kişilik bir Fransız ordusuyla çatışmaya girmiştir. Savaş, Viskont Wellington’un komuta ettiği müttefik güçlerin zaferiyle sonuçlanmış ve müttefik güçler ordusu Fransız güçlerini Pirenelere kadar kovalamıştır.

Battle of Vitoria, 1813
Vitoria Savaşı, 1813

Heath & Sutherland (CC BY-SA)

Vitoria Savaşı ardından Bonapartist İspanya da çökmüştür. İspanya Kralı Ferdinand VII kaldığı Fransız hapishanesinden serbest bırakılmış ve 11 Aralık 1813 tarihinde yeniden İspanya Kralı olarak ilan edilmiştir. Viskon Wellington 1814 yılı Şubat ayında saldırıya geçmiş ve Güney Fransa’yı işgal ederek Toulouse Muharebesinde (10 Nisan 1814) ve Bayonne Muharebesinde (14 Nisan) Fransız güçlerine karşı savaşmıştır. Komutan Napolyon, günler sonra Fransa İmparatorluk Tahtından çekilmiş, Elba Adasına sürgüne gömderilmiş ve böylece İberya Yarımadası Savaşı da sona ermiştir.

[ad_2]

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklamların gösterimine izin veriniz. Bu siteyi ayakta tutabilmek için gereklidir. Please allow ads to be displayed. This is necessary to keep the site up and running.