Nasıralı İsa’nın İhanete Uğraması ve Çarmıha Gerilmesi

Nasıralı İsa

Hıristiyanlığın temel direkleri İsa Mesih’in yargılanması, çarmıha gerilmesi ve ölümü anlatıları üzerine kuruludur. Bu anlatı, Nasıralı İsa ve taraftarlarının Fısıh Bayramına katılmak üzere Kudüs’e gittikleri günden itibaren başlayarak, havarilerinin İsa Mesih’in ölümden yeniden dirildiğini ilan ettikleri pazar günü sabahına kadar geçen sürede meydana gelen olayları kapsar.

The Crucifixion by David

Çarmıha Gerilmesi; David

Metropolitan Museum of Art (Copyright)

Hıristiyan teolojisinde ve ayin törenlerinde bu anlatı, Latince pasio “acı çekme” teriminin bir anlamı olan “Tutku Anlatısı” olarak bilinir. Anlatı hikâyesinin geçtiği süre, Palmiye Pazarından, Paskalya Pazarına kadar olan Kutsal Haftayı kapsar.

Her yıl, bu hafta süresinde, Hıristiyan hacılar, Kudüs’te Via Dolorosa; yani “acıların yolu” olarak bilinen cadde boyunca kelimenin tam anlamıyla Hz. İsa’nın ayak izlerini takip ederek yaşanmış olayları yeniden canlandırmaya çalışırlar.

Geleneğin belirli bir olayıyla ilişkilendirildiği her mekân Hac Etme Durağı olarak kabul edilir. Hacıların izledikleri bu güzergâh, dönemin Yahudiye Eyalet Valisi Pontius Pilatus’un Hz.İsa’yı kınadığı yerden itibaren başlar ve Kutsal Kabir Kilisesinde (Katolikler bazı Doğu Ortodoks Topluluklarının Hz. İsa mezarının bulunduğu kabul ettikleri yer) sona erer.

Rönesans Sanatı eserlerinde (ve ötesinde) Tutku Anlatısı sahneleri ile ilgili görüntü unsurları ağırlıklı olmuştur.

Kutsal İncil Anlatıları

HZ. İSA’NIN SON GÜNLERİNDE YAŞANAN OLAYLARLA İLGİLİ BÜTÜN DETAYLAR YENİ AHİT KİTABI, KANONİK İNCİLLERİNDE YER ALMAKTADIR: MARKOS, MATTA, LUKA VE YUHANNA.

Hz.İsa’nın son günlerinde gelişen olaylara ilişkin bütün ayrıntılar Yeni Ahit, Kanonik İncillerinde bulunur: Yazarları; Markos, Matta, Luka ve Yuhanna. Markos ile başlayan (ilk yazılı İncil, yaklaşık MS 70 yılında) ilk anlatı, daha sonra Matta ve Luka ile tekrarı yapılır.

Yuhanna İncili, farklı bir yapıda kaleme alınmış, ancak aynı zamanda, temel hikâye anlatısını da içermektedir. Kutsal İncil Kitapları pek çok ayrıntı üzerinde hemfikir bir şekilde yazılmış olsalar da, Markos anlatısında yapılan bazı eklemeler ve ayrıntılarda farklılıklar vardır.

İncil Kitaplarında, Hz. İsa’nın Vaizlik dönemi (çoğunlukla Celile bölgesinde) tanımlanır ve bu dönemde “Tanrı Krallığının” yakında olacağı vaaz edildiği belirtilir (Yahudi Peygamberleri kitaplarında olduğu gibi, Tanrı’nın “son günlerde” son müdahalesi)

Hz.İsa vaaz verirken mucizeleri gerçekleştirmiş ve şeytan çıkarma işlemlerini de yapmıştı (“şeytan kovmuştu”). İncil Kitapları daha sonra Hz. İsa müritlerinin Fısıh Bayramını kutlamak üzere Kudüs’e gittikleri anlatılır.

“Tutkunun” Kronolojisi

Palmiye Pazarı

Fısh Bayramı; Yahudilerin Mısır’da kölelikten kurtuluşunun yılda bir kutlaması bayramıdır. Her yıl binlerce Yahudi hacı bu festivale katılmak üzere şehre akın ederdi. Hz.İsa ve havarileri, Zeytin Dağı doğu yakasındaki Beytanya Köyünde diğer arkadaşlarıyla birlikte kalıyorlardı.

Hz.İsa, müritlerine binebileceği eşeği nerede bulacaklarını söyler ve O da aynı yoldan Kudüs’e giriş yapar. Girişleri kalabalıklar arasında sevinç ve coşkuyla karşılanmıştı.

Palmiye ağaçları dallarını kırıp sallamak bu güne adını veren şey olmuştu. Kalabalıklar Hz. İsa’yı “Davut’un Oğlu” ve Yahudilerin Kralı” olarak karşılamışlardı, (“Davut’un Oğlu”) tanımlaması, Tanrı’nın Kral Davut’un soyundan gelen birinin Yahudileri yönetmek üzere “yükselteceği” geleneğine atıfta bulunmasıdır.

Yahudilerin Peygamberi Samuel, Kral Davut’u “meshetmiştir” ve “meshedilmiş” anlamına gelen İbranice terim “Mesih” olmaktadır.

Hz. İsa’nın şehre girişi, kralların (ve şimdi de Roma imparatorunun) şehre girişiyle ilgili ortak kültürel gelenekte her zaman bir “zafer” olayı olarak tanımlanır. İncil Kitapları aynı zamanda Zekeriya 9:9 bölümünde atıfta bulunarak bunu bir peygamberliğin gerçekleşmesi” olarak ilan ederler:

“İşte, Kralınız, alçakgönüllü ve bir eşeğe binmiş olarak size doğru geliyor”.

Geleneğe göre Mesih doğudan, Zeytin Dağından tezahür eder.

Passover Preparations in the Sister Haggadah

Rahibe Haggadah’da Fısıh Hazırlıkları

British LIbrary (Public Domain)

Bunun Pazar günü gerçekleşip gerçekleşmediğini teyit edemiyoruz. Yahudi Yasası, bir önceki yılda “beden kirliliği” olan hiç kimsenin Fısıh Bayramına katılmamasını gerektiriyordu. Bu konu Bayram süresinde önce, her birkaç günlük zaman diliminde, Tapınağa su “serperek” yıkanmasını gerektiriyordu ve bu nedenle herkes, yaklaşık olarak bir hafta önce gelirdi.

Tapınak Olayı

GENEL ANLAYIŞA GÖRE TAPINAK OLAYI, DOĞRUDAN HZ.İSA’NIN ÖLÜME MAHKÛM EDİLMESİNE YOL AÇMIŞTIR.

İlk üç İncil Kitapları, Hz.İsa’nın şehre girer girmez Tapınak Yerleşkesine gittiğini, sarrafların ve hayvan satıcıların kurdukları masalarını devirdiğini ve şöyle iddia ettiğini ifade ederler: “Benim evim bir dua evi olacak (tüm uluslar için, yani Markos’a göre) ama sen evimi hırsızların sığınağı haline getirdin”, Yuhanna bu sahneyi anlatısında öncelere yerleştirmişti).

İlk kez Markos’un ortaya attığı genel anlayışa göre bu olay, doğrudan doğruya Hz.İsa’nın ölüme mahkûm edilmesine yol açmıştır. “Bu Tapınağı yok edin, üç gün içinde yeniden inşa ederek ayağa kaldıracağım.” (Yuhanna 2:19).

Garip bir şekilde, İncil Kitaplarında, sonraki bir süre boyunca, Hz.İsa’nın önümüzdeki birkaç gün içinde Tapınağa döndüğünü ve orada öğretisini aktarmaya devam ettiğini bildirilir. Bu durum aslında oluşturulan olay örgüsünün gerektirdiği bir anlatım aracıdır; İncil yazarları Fısıh Bayramının ilk gecesine kadar olan zamanın nasıl geçtiği anlatımını değerlendirirler.

Kutsal Perşembe

İlk Üç İncil Kitaplarında Hz.İsa ve müritleri Fısıh Bayramının ilk gecesini Seder (“şeylerin düzeni”) olarak bilinen bir tören yemeği sırasında kutlama yaparlar. Yuhanna bunu Çarşamba gecesi normal bir öğün olarak ifade eder.

Yahudilerin gün hesabı, gün batımında diğer bir gün batımına kadardı. Seder tören yemeği için önceki gün Tapınakta (ritüel yemek) binlerce kuzu kesilmişti. Yahya, bu kurbanları “kurban edilen kuzu” olan Hz. İsa’nın ölümüyle ilişkilendirmişti. Yuhanna İncilinde, müritlerinin Hz.İsa’nın ayaklarını yıkadığına dair bir hikâye anlatısı da eklenir (gerçek hizmetinin sembolü olarak).

Bu ritüel, Kutsal Perşembe günü kiliselerde, genellikle din adamları tarafından alçakgönüllülüğün bir işareti olarak yeniden canlandırılır.

Son Akşam Yemeği

Son Akşam Yemeğinin yeniden canlandırılması, Hıristiyan ibadetinin merkezi bir ilkesi (Katolik ve Ortodoks topluluklarındaki ayinlerden biri) haline gelmiştir. Yemek sırasında Hz.İsa şu törensel sözleri söyler:

“Bu benim bedenim, bu benim kanım… bunu beni anmak üzere yapın”.

Bu söylemin, ritüelistik ifadenin bir formül anlatımı olduğunu ve Havari Pavlus’un 1. Korintiler bölümünde bu formülü kelimesi kelimesine okuduğu yeniden canlandırma olduğunu biliyoruz.

The Last Supper

Son Akşam Yemeği

Escarlati (Public Domain)

Son Akşam Yemeği, ilk önceleri Eucharist (Yunacada “şükran günü” anlamına gelir) ve daha sonradan itibaren komünyon olarak birbirinin yerine kullanılmıştır. Hz.İsa bu yemekte müritlerine içlerinden birinin kendisine ihanet edeceğini ifade etmişti.

Yahuda İskariyot, Yahudi liderliğine o gece, Onu tutuklamak üzere Hz.İsa’yı nerede bulabileceklerini gizlice bildirmiştir. Hz.İsa’nın “otuz gümüş” karşılığında ihbar edilmesi Mezmurlar 41:9 bölümüne bir göndermedir.

Bahçedeki Acı

Akşam Yemeğinden sonra Hz. İsa ve müritleri Gethsemane olarak bilinin, Zeytin Dağı eteklerinde bir mekâna giderler. Burası aslında bir bahçe değil, ancak bir zeytin sıkma tesisidir. Hz.İsa müritlerinden uyanık kalmalarını ve kendisi dua ederken onunla birlikte olmalarını istemişti (gerçi onları üç kez uyandırması gerekiyordu).

Tanrı’ya dua etmesi, “ıstırap” olarak bilinir; gelecekte olanı önceden görmesi nedeniyle, bundan kaçınmak için Tanrı’nın kendisine yardım etmesini ister. Tanrı’dan herhangi bir yanıt alınmadığı anlaşılıyor, çünkü Hz.İsa kaderine razı olmuştur.

Tutuklama

İncil Kitaplarında, Hz.İsa’yı kimin tutukladığıyla ilgili ayrıntılarda farklılıklar vardır: Tapınak muhafızları mı, Yahudi liderleri mi, Roma görevlileri mi (yani Yuhanna), hatta sadece mafya mı? Yahuda bir öpücükle Hz.İsa’ya ihanet eder.

Daha sonraki Hıristiyan geleneğinde Yahuda sonsuza dek Cehennemin merkezini Şeytan’la paylaşmaya mahkûm edilir; Dante’nin Cehennemine bakın. Müritleri buna kılıçla karşılık vererek bir kölenin kulağını keserler, ancak Hz.İsa yarayı tedavi eder ve havarilerine kılıçlarını bırakmalarını söyler. Müritler panik içinde dağılıp Hz.İsa’dan ayrılırlar ve Onun yapacaklarını öngördükleri şeyi gerçekleştirirler.

Relief of the Betrayal and Arrest of Jesus

Hz.İsa’ya İhanet ve Tutuklama Röliyefi

Metropolitan Museum of Art (Copyright)

Hz.İsa’nın nereye götürüldüğü konusunda farklı görüşler vardır: Konseye, Sanhedrine, Yönetim Kuruluna (Markos) veya Başrahibin evine (Yuhanna). Yuhanna bu gelişmenin dışında kalır. Taraftarı olmakla suçlandığında, tahmin edildiği gibi Hz.İsa’yı tanıdığını üç kez inkâr eder.

Yahudi Duruşmalar mı?

İncil Kitaplarında farklılık ve karışıklık: Gece bir duruşma, gece iki duruşma daha, gece bir duruşma, sabah bir duruşma, sabah iki duruşma daha. Luka İncilinde, dönem lideri Hirodes Antipa’nın (Fısıh Bayramı için şehirdedir) önünde ayrı bir duruşmanın yapıldığına yer verilir, çünkü Hz.İsa teknik olarak tetrarşi yönetimindendir (tetrarchy; dörtlü yönetim).

Yahudi davası, Hz.İsa’nın “Bu Tapınağı yıkın, üç gün içinde yeniden inşa edip ayağa kaldıracağım” iddiasıyla bağlantılı. İncil yazarı Markos, tanıkların aynı fikirde olmaması nedeniyle bu duruşmanın yasa dışı olduğunu iddia eder.

O ana kadar suskun kalan Hz.İsa’nın Başrahibin şu sorusuna yanıt vermesiyle duruşma sona erer:

“Sen kutsanmış olan, Mesih misin?”

Hz.İsa, kendisinin ve aynı zamanda tüm insanlığı yargılamak üzere Tanrı Krallığı kurulduğu zaman görkemle gelecek olan “insanoğlu” olduğunu açıklar. Başrahip, acılar içinde olduğu belirtilerini göstererek bu ifadenin aslında dine küfür olduğunu söyler ve Onun ölüme mahkûm edildiğini ilan eder.

Pontius Pilatus Önünde Duruşma

DÖRT İNCİLDE PİLATUS, HZ.İSA’YI İDAM ETMEKTE İSTEKSİZ OLARAK TANITILIR.

Roma yönetimi mahkeme temsilcisi, Roma Eyalet yasalarına göre Yahudi Konseyinin ölüm cezasını uygulayamayacağını iddia ederek, Hz.İsayı, Roma’nın Yahudiye Eyalet Valisi Pontius Pilatus’a gönderir. Luka İncilinde Hz.İsa, Yahudilere Roma’ya vergi ödememelerini söylemekle suçlandığı yazılır (Luka anlatısına göre bu açıkça yanlış bir yargıydı).

Yuhanna İncilinde Hz.İsa’nın Beytanyalı Lazarus’u diriltmesi olayından sonra sayısı giderek artan kalabalık gösterisinden dolayı ölüme mahkûm edildiği yazılır – Yuhanna İncilinde Başrahip, Roma devreye girmeden önce Yahudilerin Hz.İsa’dan kurtulması gerektiğini söyler – ve gerekirse bir kişi, kendi ulusu geleceği uğruna canıyla bedel ödeyerek ölmesi gerektiğini ifade eder.

Dört İncil’de, Yahudiye Eyalet Valisi Pontius Pilatus, Hz.İsa’yı idam etme konusunda isteksiz olduğu şeklinde tanımlanır. Başka bir mahkûm olan Barabbas’ın serbest bırakılmasını teklif ederek, karar verilmeden kaçınmaya çalışır ve diğer yandan da karar vermelerine olanak sağlayarak Hz.İsa karşıtı kalabalığı memnun eder.

Toplanan kalabalık kitle, “Bize Barabbas’ı verin” diye bağırır ve Hz.İsa, Roma’ya isyan ettiği için ölüme mahkûm edilir. Matta (27:24), Eyalet Valisi Pilatus, kelimenin tam anlamıyla, Hz. İsa’nın ölüme mahkûm edilme olayından “ellerini yıkadığını” söyler.

Kutsal Cuma

Roma askerleri, Kutsal Cuma günü, Antonia Kalesinde Hz.İsa’nın başına dikenli bir taç koyarak onunla alay eder ve Onu kırbaçlarlar. Şehir surlarının dışında bulunan infaz alanına (Calgary tepesi) taşımak üzere üzerine bir çapraz kiriş yerleştirirler (Haç’ın tamamı değil).

İncil Kitapları, Roma Hukukuna uygun olarak, yapılan suçlamayı belirten halkın görüp okuyabileceği bir plaketin iliştirildiğini de bildirirler”: Bu suçlamanın karşılığı, her zaman çarmıha gerilme cezasıyla sonuçlanan Roma’ya ihanet edenlere verilen ceza oluyordu.

Hz.İsa’nın Çektiği Acılar ve Ölümü

Özellikle Markos İncilinde Hz.İsa inanılmaz işkencelere maruz kaldığı yazılır. Bu İncil’de, ağıt Mezmurlarına yer verilir ve İşaya’daki (ulusun başına gelen felaketleri simgeleyen) acı çeken hizmetkâr” pasajlarına gönderme yapılır.

Markos’un anlatımına göre, Hz.İsa acılar içinde haykırmıştır:

“Tanrım, Tanrım beni neden terk ettin? diye” (15:34).

Luka İncil’inde, Hz.İsa’nın kendisine işkence edenleri çarmıha gerilmesi sırasında affettiğini iddia eden tek İncil’dir. Öte yandan, Yuhanna İncil’ine göre Hz.İsa (Cenetten önceden var olan) acı çekmemiştir. Yuhanna İncil’inde (19:30) son sözleri şöyledir: “Başarı sağlandı” (Dünya’ya ne yapmak için geldiğine atıfta bulunarak).

The Crucifixion by Lorenzetti

Çarmıha Gerilme; Lorenzetti

Metropolitan Museum of Art (Copyright)

Yazarlar Markos, Matta ve Luka çarmıha gerilmenin tek tanıkları, Hz.İsa’yı uzaktan izleyen kadın müritleri olduğunu söylerler. Yahya’nın “sevgili öğrencisi” ve çarmıhın hemen dibinde Hz.İsa’nın annesi Meryem vardır. Geleneğe göre “sevgili öğrenci” diye tanımlanan kişinin Yakub’un kardeşi Yuhanna olduğu söylenir.

Hz.İsa, birkaç saat içinde ruhun teslim eder. İncil Kitapları, Onun ölümü üzerine Romalı bir yüzbaşının şöyle dediğini belirtirler:

“Bu kişi gerçekten de Tanrı’nın oğluydu” (Matta, 27:54).

Yalnızca Yuhanna İncilinde Hz.İsa’nın öldüğünden emin olmak isteyen bir askerin, mızrağıyla onun böğrünü delen bir darbe indirdiği görülür.

Günbatımı yaklaştığı zaman ve Şabat başlamak üzereyken, cenaze töreni henüz sona ermemesine rağmen, Arimethea’lı Yusuf, Hz.isa’nın cesedini alır ve aile mezarlığına götürüp toprağa verir.

Paskalya Cumartesi

Cuma gecesi ile Pazar sabahı arasında geçen sürede Hz.İsa’nın ne yaptığına (ve nerede olduğuna) dair çeşitli spekülasyonlar daha sonraları gelişen Hıristiyan geleneğinde başlanmıştı.

Akademisyenler, Petrus İncili olarak bilinen ve daha sonra Cehennemin Horrowing’i olarak bilinen olaya dâhil edilecek bazı ayrıntıları ortaya koyan eski bir el yazması tarihini tartışıyorlar (Horrowing” “baskın” anlamına gelen bir Anglo-Sakson terimidir).

Paskalya Cumartesisi artık Kutsal Hafta ayininin bir parçasıdır ve bu hafta, Hz.İsa’nın Cumartesi günü (İznik inancı metninden bir satır) Ölüler Diyarına indiği zaman olduğu iddia edilir. Bu Diyarda, hayattayken erdemli olan ölülerin (ünlü paganlar, İncil patrikleri/patriarchs vb) ruhları için Şeytan’la savaşım vermiş ve mezardan dirildiğinde ruhlarını serbest bırakmıştır.

Paskalya Pazarı

Pazar sabahı Hz.İsa’nın kadın müritleri cenaze törenini tamamlamak üzere mezara giderler. Mezarın mührü olan taşın geriye doğru yuvarlanmış olduğunu görürler ve mezarı da boş bulurlar.

Markos İnciline göre bir melek kadınlara, Hz.İsa’nın müritleriyle Celile’de buluşmalarını söylendiğini aktarır (Markos’un esas metin sonuna göre kadınlar dehşete düştüklerinden dolayı kendilerine söyleneni başka hiç kimselere söylemezler).

Matta İnciline göre, dirilen Hz.İsa’nın müritlerine kendi adına vaaz vermelerini emreder. Luka ve Yuhanna, Hz.İsa’nın yemek yediği sahneleri içeren birkaç diriliş görüntüsünü de ilave ederler (O, bir hayalet değildir).

Resurrection of Christ by Piero della Francesca

Hz.İsa’nın Dirilişi; Piero della Francesca

Piero della Francesca (CC BY-NC-SA)

Hz.İsa’nın Göğe Yükselişi

Yalnızca Luka İncilinde Hz.İsa’nın fiziksel olarak göğe yükseldiği anlatılır. MS 1.yüzyılda Hz.Musa’nın bir bulut kümesi içinde yürüdüğü ve bir dağın tepesinden Cennette götürüldüğü şeklinde bir geleneği aktarır. Bu olayların geçtiği geleneksel alanı Zeytin Dağı zirvesindedir.

Ancak, Luka İncilinde, Elçilerin İşleri Kitabı devamında Hz.İsa 40 gün boyunca yeryüzünde kalarak müritlerine “Tanrı Krallığı” hakkında bilgi verdiği yazılır.

Luka İncilinin bu versiyonuna göre Hz.İsa’nın Göğe Yükselişi (Miraç) olayından sonra, bir sonraki bayram olan Pentekost (Ellinci gün/Hamsin Yortusu) için Kudüs’te kalan müritleri üzerine “Tanrı Ruhu” serpilmiştir.

Hıristiyanlar bu iki olguyu birleştirirler: Göğe Yükseliş, Paskalyadan kırk gün sonra kutlanırken, Pentekos Bayramı (artık Kilise doğum günü olarak kabul edilir) ondan sonra gelen Pazar günü kutlanır.



Kaynak