Kral Davut (MÖ 1035-970)
Mukkades Kitap anltı geleneğine göre (bazı söylemlerde efsaneye göre) Kral Davut (MÖ 1035-970), eski İsrail Krallığında Tanrı ebedi tahtının kurulmasına yardım edip gerçekleşmesini sağlayan ikinci kraldır.

Eski dönem çobanlık mesleğinden gelen Davut, Tanrıya olan tutkusu, yazdığı dokunaklı mezmurları ve müzik yeteneği, ilham verici cesareti ve savaştaki kahramanlığı, yakışıklılığı, Bathsheba adlı bir kadın ile olan yasak ilişkisi, Yeni Ahit Kitabında Nasıralı İsa ile atalarından gelen ortak bağları ile biliniyordu. MÖ 1000 yılı dolayında dünyaya gelmiş olan Kral Davut, Yahuda kabilesinde İşâ/Jesse’nin sekizinci oğludur (ve en küçük oğlu). Kral Saul (Talut) ve Kral Süleyman gibi Kral Davut da İsrail tarihinin en yüksek, en müreffeh dönemlerinden birinde – birçokları tarafından İsrail’in “Altın Çağı” olarak tanımlanan – 40 yıl boyunca hüküm sürmüştür.

Her ne kadar Yahudilik ve Hıristiyanlık geleneğinde kendisinden önce ve ondan sonra gelen krallar kadar kusurlu ve de günahkâr olarak sunulsa da, Kral Davut, Kutsal Kitabı oluşturan çeşitli bölümlerinde (hakkındaki bilgilerin çoğunun kaynağı) dindarlığın, tövbenin, tevazunun örnek bir kralı olarak sunulur. Ve aynı zamanda, Mesih’in öncü atası, yani Yahudilerin “kutsanmış olanı” ve üstün nitelikleri olan bir kişidir.

Kral Davut’un Geleneksel Hikâyesi

İbranice Kutsal Yazılar,1.Samuel 16’da, Davut, yalnızca İsrail (Beni İsrai) ulusunun değil, aynı zamanda Tanrı’nın da günlünü fetheden genç bir adam olarak tanıtılır. Eski Ahit Peygamberi Samuel (MÖ 1200-1050 arası dönem dolayında), oğullarından birini yeni kral olarak meshedip atamak üzere Beytüllahimli Jesse/İşa (olağan bir çiftçi veya çoban) yanına gittiği zaman, İsrail’in ilk Kralı Saul/Tâlût (MÖ 1080-1010 dolayında), halen yaşamaktaydı ancak görevlerini yerine getirmede Peygamber Samuel’in talimatlarını ihmal etmekte, Tanrı’nın otorite ve emirlerine isyan edercesine davranmaktaydı.

Baytüllahimli Jesse (İşâ), birinin kral olarak atanabilmesi amacıyla bütün oğullarını Peygamber Samuel’in huzurunda sıraya dizdikten sonra, Peygamber Samuel’in hiç biri üzerine karar kılmamasından nedeniyle, en sonunda oğullarının en küçüğü, “sağlıkla parıldayan, yeni bir görünüme ve yakışıklı yüz hatlarına sahip olan “Davut’u getirir” (1.Samuel 16:12).

Davut, henüz bir kralın olması gerektiği görünümde olmasa da, güçlü bir ruhu vardı, bir aslanın cesur yüreğine sahipti ve daha da önemlisi, Tanrıya karşı derin ve de bitmeyen bir sevgisi vardı. Kral Saul icraatlarından dolayı bunalım geçirmekle karşı karşıya kalan Peygamber Samuel, Yahudiye’de, Beytüllahim’de genç bir çoban kişiliğinde liderlik umudu ve bereket işareti bulur. Davut’un meshedilmesi sonrası için, 1.Samuel 16:13’de şu ifade yer alır: “Ve o günden itibaren Rabb’in Ruhu güçlü bir şekilde Davut’un üzerine iner”.

DAVUT, BİR MÜZİSYENDEN DAHA FAZLASIYDI; BİR SAVAŞÇI YÜREĞİNE VE USATALIK DÜZEYİNDE BİR REHBERİN BECERİSİNE SAHİPTİ.

Ancak Kral Saul konusunda gelen haberler hiç de olumlu değildi. Davut, Kutsal Ruh (Teslis rehberi ve üçüncü tarafı) kutsamasını alırken , “Rabb’in Ruhu Kral Saul’dan ayrılır ve (Kutsal Kitap metin anlatısına göre) Kral Saul Rab’dan gelen kötü bir ruhun, bipolar bozukluğun neden olduğu zihinsel ve duygusal acılar yaşamaya başlar (16:14). Hizmetçilerinden biri Davut’un mükkemel bir müzisyen olduğunu hatırlar ve Kral Saul’a onu bir zırh taşıyıcısı (Kral için büyük bir kalkan ve diğer silahlar taşıyan kişi) ve dolambaçlı duygusal dönemler için bir tür müzik merhemi olarak kullanılmasını tavsiye eder.

1.Samuel 16:23 bu durum şöyle ifade edilir: “Ne zaman Tanrı’nın ruhu Kral Saul üzerine gelse, Davut lirini alıp çalmaya başlardı. O zaman Kral Saul’un içi rahatlar; kendini daha iyi hisseder ve kötü ruh onu terek ederdi”.

Davut ve Golyat

Davut olağan bir müzisyen olmaktan daha fazlasıydı; kahraman bir savaşçının yüreğine ve hayvan yetiştirme mesleğinde iyi bir rehber, özellikle sapan kullanma sanatı söz konusu olduğunda, ustalık düzeyinde üst beceriye sahipti. Bir gün Filistinliler ile İsrailliler arasında savaş yapılıyordu; savaşan taraflar bir vadinin her iki yakasında yer almış ve birbirleriyle alay ederek hitap ediyorlardı. Antik Güney Filistin’in Semitik olmayan halkı Filistinliler arasında güçlü bir savaşçı vardı: (Kutsal Kitap anlatısına göre) bu savaşçı yaklaşık olarak 3 metre boyunda Golyat/Calut idi. İsrailli savaşçılardan hiç biri onunla savaşmaya cesaret edememesi elbette şaşırtıcı değil.

David with the Head of Goliath
Davut, elinde Golyat’ın Başı

Caravaggio (Public Domain)

Davut, Golyat’ın İsrail halkını aşağılayıcı ve Tanrı hakkında söylediği iğrenç sözlerini duyunca onunla savaşmaya gönüllü olur. Kral Saul, daha yetişkin yaşta, daha deneyimli bir subayın (ve belkide kendisinin) Tanrı’yı ve İsrail’i Golyat’a karşı savunmak üzere çıkması konusunda ısrar etmek yerine, Davut’un isteklerini onaylar. Davut, giysi dolabında aldığı üst baş ile giyiminde bazı değişiklikler yapar (sonunda normal kıyafetini giyer), sonra cephane olarak beş nehirden alınan taşları seçer ve devasa düşmanıyla yüzleşmek üzere yola çıkar. Golyat, küçük genç adama bakar ve onu azarlar: “Ben köpek miyim ki üzerime sopalarla geliyorsun?” diye tepki gösterir (Ayet 17:43). Davut’ın Calut’a sözlü cevabı cüretkâr olduğu kadar alaycı olmuştur:

Sen bana kılıçla, mızrakla ve ciritle geliyorsun, ama ben sana meydan okuduğun İsrail ordularının Tanrısı, Her Şeye Gücü Yeten Rabb’in adıyla geliyorum. Bugün Rab seni elime verecek, ben de seni vurup kafanı keseceğim. Bugün Filistin ordusunun leşlerini kuşlara ve yabani hayvanlara yem olarak vereceğim; Bütün dünya İsrail’de bir Tanrı olduğunu bilecek (17:45-46 ayetleri)

Golyat, Davut’a doğru hamle yapıp hücum ederken, genç adam da sapanına yerleştirdiği bir taşı atar, Golyat’ı alnında vurur ve Golyat aldığı bu darbe ile yere serilir. Savaşçı Davut daha sonra dev adamın başına geçer, kılıcını alır ve onu öldürür. Filistin ordusu, İsrail’in en genç bir askerinin bile, en güçlü savaşçılarını bu kadar kolayca öldürdüğünü görünce, yüreğine korku salınır ve hepsi de kaçalar. Bu olay aynı zamanda Davut ailesini kabul eden Kral Saul’u da memnun eder.

1.Samuel 18:2-3’de şöyle ifade edilir: O günden sonra Kral Saul, kahraman Davut’u yanında tutar ve ailesinin yanına dönmesine artık izin vermez”.

Kral Saul’ün Kıskançlığı

Davut’un sıklıkla gösterdiğ başarı ve yaptığı işlerinde şaşırtıcı becerileri göz önüne alındığında, Kral Saul adamlarını ve bütün İsrail’i şaşırtmaya devam eder ve Davut’u bir üst dereceye terfi ettirir. Ancak, Kral Saul’da bir ego sorunu vardır; insanlar “Kral Saul, binlercesi, Davut da, onbinler” (Ayet, 18:7) şarkısını söylediğini duyduklarında Davut’a kızmaya başlarlar. Acı bir kıskançlık içinde olan Kral Saul, artık sadık bir hizmetkârı yerine düşmanı olarak gördüğü Davut’u öldürmeyi düşünür. Bu nedenle, Kral Saul’un kızı Mikal ile Davut arasındaki evlilik düzenlemesi, ironik bir şekilde, kutsal bir birliktelikten daha ziyade Kral Saul’un Davut’u tuzağa düşürme veya sonunda ona suikast düzenleme arzusuyla ilgilidir.

Davut, en sonunda, yardım için Kral Saul’ün en büyük oğlu ve en yakın arkadaşı Prens Yonatan’a gider. Yonatan, bir yandan arkadaşı Davut’un korkularını hafife alır, diğer yandan da babasına gidip Davut’un sadık hizmetkârı olduğuna dair güvence verdiğinde, Kral Saul oğlu Yonatan’a öfke duyar ve şöyle seslenir:

Seni sapık ve asi kadının oğlu! Hem kendi utancına, hem de seni doğuran annenin ayıbına, Yesse’nin oğlunun yanında yer aldığını bilmiyor muyum? (Ayety 20:30).

İşte o zaman Prens Yonata, babasının Davut’a duyduğu nefretten ne kadar da delirmiş bir yapıda olduğunu anlar. Kral Saul, Davut’an Tanrı’yı sevdiğinden daha fazla nefret etmeye başlar; Kutsal Kitap anlatısına göre bu asla iyi bir durum değildir.

David & Saul by Rembrandt
Davut ve Saul, Rembrandt

Rembrandt (Public Domain)

Kral Saul’un oğlu Prens Yonatan, hayatının sonuna kadar Davut’un koruyucusu olur ve Prens Yonatan Davut’un ailesiyle bir anlaşma yapar ve aileye şöyle der: “Rab Davut’un düşmanlarından hesap sorsun”. Ve Prens Yonatan, Davut’an sevgisini yeniden ifade etmesini ister; çünkü Yonatan kendisini sevdiği kadar Davut’u da seviyordu”.

1.Samuel Kitabı geriye kalan kısmında, Davut’u (ve göçlerini) öldürmeye çalışan Kral Saul ile arkadaşlarının bütün ısrarlarına rağmen Kral Saul’u öldürmek istemeyen Davut arasında devam eden kedi-fare kovalamacası ayrıntıları verilir. Bunun yerine Davut, Tanrı’nın çok etkileyici bulduğu asil, şefkatli ve bağlılık karakterini gösterir. Kral Saul’un kötülük yapan tutumuna rağmen Davut, “Tanrı’nın meshettiği” Kral Saul’a zarar vermek istemez. Öte yandan Kral Saul, yüreğindeki kin duygusu ve ruhunun karanlığına teslim olmuş, hatta Rabb’in bazı rahiplerini de öldürecek kadar ileri gitmiştir.

Aslında Davut, Kral Saul’dan kaçmak üzere kendi yolunun dışına çıkar ve Kral Saul’un kötülüğüne iyilikle karşılık verir. En ilginç anlardan biri, Davut’un gizlice Kral Saul’un tuvaletini yaptığı bir mağaraya girmesi ve Davut’un eğer onu öldürmek isteseydi, Kral Saul’un çoktan ölmüş olacağını ona göstermek için Kral Saul kaftanının bir kolunu keserek, ondan uzakta bir yerde durarak, Kral Saul’a şöyle seslenir:

Bak, Baba, elimde senin kaftanın bu parçasına var! Kaftanının bir parçasını kestim, ama seni öldürmedim. Bak, elimde bir haksızlık veya isyandan dolayı suçlu olduğunu gösteren hiçbir şey yok. Sana haksızlık etmedim ama sen canımı almak üzere peşime düşüyorsun (Ayet 24:11).

Kral Saul, az önce olanları anlayınca acı bir şekilde ağlamaklı olur ve sonunda kendisinin adaletsiz, kana susamış ve tanrısız olduğunun farkına varır; hâlbuki Davut, doğru ve merhametli bir şekilde kendisinin İsrail’in bir sonraki kralı olmaya layık olduğunu göstermiştir. Ayrılmadan önce Kral Saul, Davut’tan, kendi çocuklarını öldürmeyeceğine dair yemin etmesini ister ve Davut da Kral Saul’un bu arzusunu içtenlikle yerine getirir.

KRAL SAUL’UN ÇILGIN DUYGUSU, NE YAZIK Kİ, HALA İÇİNİ KEMİRİYOR VE BAŞKA BİR FIRSAT ANINI KOLLAMAK ÜZERE, HAYATINI BAĞIŞLAYAN DAVUT’U TAKİP ETMEYE DEVAM EDİYOR.

Kral Saul’un çılgınlık duygusu, ne yazık ki, hala içini kemiriyor ve başka bir fırsat anınını kollamak üzere hayatını bağışlamış Davut’u takip etmeye devam ediyordu. Ve anlatıya göre bütün İsrail, daha sonra, Eski Ahit Peygamberi Samuel’in ölüm yasını tutarken Kral Saul, büyü ve büyücülük işlerinin kanunla yasaklandığını bilerek, Peygamber Samuel ruhunu çağırıp canlandırmak için Endor’a gider. Kral Samuel’in ruhundan yardım dilemeye çalışırken, ölü Peygamber şöyle bir cevap vererek seslenir: Rab sizden ayrılıp düşmanınız haline geldiğine göre neden bana danışıyorsunuz? (Ayet 28:16). Kral Saul, o zaman, kibirli ve itaatsiz davranışlarının üstüne yalnızca masumların kanını döken, kırgın ve kendini mahvetmiş bir adam olarak yere yığılır.

Kutsal Kitap anlatısı, Davut’un savaş alanında ve aile yaşamında giderek daha fazla başarı elde etmesiyle sona erer, ancak Kral Saul ve ailesi için, Filistinler ile Gilboa/Cebel Dağında (Sameriya kuzeyinde) yaptıkları son savaşta durum tam tersine döner. Bir günlük bir zaman zarfında, Kral Saul’un bütün kraliyet soyu savaşta yok olur, asil ve sevilen Prens Yonatan da dâhil olmak üzere Kral Saul’ün bütün oğulları ondan önce ölürler. Kral Saul ağır bir şekilde yara alır ve canlı bulunursa işkence veya tacize maruz kalacağından kaygılanarak yakınında bulunan İsrailli bir askere kendisini öldürmesi için yalvarır.

Kutsal Kitap anlatısına göre sonuç özücü olmuştur; 1. Samuel 31: 4-6 ‘da şöyle ifade edilir:

Zırhla kuşanmış İsraili asker bu istek karşısında dehşete kapılır ve söyleneni yapmak istemez; bunun üzerine Kral Saul kendi kılıcını alıp onun üzerine yatar. Zırh taşıyan asker İsrailli Kral Saul’ün öldüğünü görünce, o da kılıcını üstüne düşer ve Kral Saul’la birlikte o da ölür. Böylece Kral Saul, üç oğlu, zırhla kuşanmış İsrailli asker ve bütün adamları aynı günde ölürler.

İsrailliler, ordunun yenilgisini gördüklerinde, bölgeden kaçarlar, topraklarını Filisintlilerin işgaline ve sömürüsüne açarlar; bu durum, daha sonra Filstlilerin demir kullanması ve demircilik yapacak kadar gelişme kaydetmeleriyle daha da pekişir.

Davut, İsrail Kralı Olur

Samuel 2. Kitabı, Davut’un en yakın arkadaşı ve Tanrı’nın meshedilmiş Kralının Filistinliler tarafından katledildiği haberinin duyulmasıyla başlar. Şaşkına dönen Davut, bir Amelekli’den (Patrik İshak’ın oğlu Esau’nun soyundan) bir askerin Kral Saul’u öldürdüğünü, tacını ve kol bandını Davut adına aldığı haberini duyar. Bir ödül bekleyen asker, tam tersine, yargılanıp idam edilir ve Davut şunu sorar: “Rabbin meshettiğini yok etmek için elini kaldırmaktan neden korkmadın?” (Ayet 2, Samuel 1:14). Davut, Tanrı, meshettiği kişiye zarar vermek istemiyorsa, neden insanoğlu Tanrı’nın Kral Saul’un suikastına razı olacağını düşünsün ki?

Davut daha sonra Kral Saul ve Prens Yonatan için bir anma töreni düzenler. Kral Saul’un, aynı zamanda, kudretli bir savaşçı olduğunu söyler; Yonatan için, onun sadık bir kardeş olduğunu söyler. Davut’un Kral Saul’un ölümünden belki sevinç duyması beklenebilir, ancak, Kral Saul’un ölmesini asla istemezdi. Araştırma yapan akademisyenler uzun süreden beri Davut düşmanlarının ya ortadan kaldırılması ya da tövbe etmesi yönünde umudunun olduğunu, Kral Saul ile ilgili duruma gelince, kesinlikle ikincisni isterderdi diye ifade etmişlerdir.

King David
Kral Davut

Jastrow (Public Domain)

2.Samuel Kitabı, bölüm 2 anlatısına göre Davut’un krallığı, Kral Saul’dan kaçtığı dönem kadar heyecan verici ve dramatik olmuştur. Eski Ahit Peygamberi Samuel’in onayıyla Davut, Yahuda Krallık dönemi ilk kralı olur, ancak hemen sonra Kral Saul’un oğlu İşboşet’le (İsrail Krallığı döneminde 2.Kral) yedi yıllık bir iç savaş olmaya başlar ve Kral Saul’un oğlu, sonuncusu olan Yahuda kabilesi ve Patrik Yakub’un torunları, iki Benyamin tarafından yatağında suikasta uğradığı zamana kadar devam eder.

Daha önce bahsedilen Amelekliler gibi büyük bir ödül bekleyerek, İşboşet’in kafasını Davut’a gertirirler, Davut da bu alçak ve suç faaliyetlerinden dolayı kendilerini hemen idam eder ve şöyle bir açıklama yapar: “Aşağılık adamlar, masum bir adamı kendi evinde ve yatağında öldürdüler” (2.Samuel, 4:11). Adamları öldürüyor, elleri ve ayaklarını kesiyor, utanç verici bir şekilde cesetlerini asıyorlar. Davut, sonra İşboşet’in kafasını geleneklere uygun ve saygılı bir şekilde Abner’in mezarına gömer (Abner, Saul’un kuzeni ve ordu başkomutanı).

İşboşet’in ölümünden sonra İsrail ileri gelenleri Davut’a taç giyme töreni düzenleme teklifinde bulunurlar ve 2.Samuel Kitabı 5:4’de bu delişme şöyle kaydedilir: “Davut Kral olduğunda daha otuz yaşındadır ve krallık saltanat dönemi kırk yıl sürer”. Daha sonra Kudüs’u (Siyon) fetheder ve kısa bir süre sonra Ahit Sandığını da Kudüs’e getirir. Kral Davut, Tanrı Tapınağını Kudüs’te inşa etmeyi düşünür: Ve şöyle der; Davut soyu “Benim adıma bir ev inşa eder ve ben bu soyun krallık tahtını sonsuza kadar kuracağım” (Ayet 7:13).

Sonraki birkaç bölümde Kral Davut’un, Filistinliler, Geşuriler, Gezililer, Yevuslular ve Amelekliler’e karşı kazandığı büyük zaferleri ayrıntılarıyla anlatılır. 2. Samuel Kitabında aynı zamanda Kral Saul’un kızı Mikal ile olan evlilik konusuna da değinilir; Mikal, “Kral Davut’un Rabb’in önüne sıçrayıp dans ettiğini görünce yüreğinde onu küçümser” (Ayet 6:16). Mukkades Kitapta en erdemli adamlardan biri olan Kral Davut’un, Tanrı’ya ve kullarına karşı sorumluluklarını unutarak, ordusunda kuderetli savaşçılarından biri olan Hititli Uriah’ın karısı Bathsheba (Batşeba) ile aşk ilişkisine girmesi çok da şaşırtıcı değildir.

Kral Davut ve Bathsheba

Kral Davut, bir günün akşamı Sarayın damında dinlenip gezinirken, Eliathın kızı ve Kral Süleyman’ın (MÖ 990-991) müstakbel annesi güzel Bathsheba’yı evinde yıkanırken görür ve kadının güzelliği Kral Davut için fazlasıyla cezbedici olmuştur. 2.Samuel 11:4’te bu konu şöyle kayda alınmıştır: “Sonra Kral Davut kadının kim olduğunu soruşturur; orduda savaşçı bir asker olan Hititli Uriah’ın karısı olduğunu öğrenir. Kadını Sarayına getirtmek üzere özel ulaklar gönderir. Kadını getirirler ve sonra Kral Davut onunla yatar (kadın arınmasını yapmak üzere yıkanır) ve sonra evine geri döner.” Çift açısında bir aksilik olur; Bathsheba kadın Kral Davut’tan hamile kalmıştır.

Durum, en iyi ihtimalle hasastır; Kral Davut büyük bir günah işlemiştir. Her ne kadar bazı feminist yazarlar Kral Davut’un Bathsheba’yı ilişkiye zorladığını ve gelenekçi yazarlar ise Bathsheba’nın Kral Davut’u baştan çıkardığını iddia etseler de, gerçek daha çok tarafların karşılıklı suçluluğuyla ilgilidir. Ancak Rab Yasası model kişisi olarak Kral Davut’un mahiyetindeki kişileri koruma ve sömürmeme konusunda daha hassas bir yükümlülüğü vardır. Metinde suç tek bir kişinin üzerine atılır (bir bakıma Yaratılış’ta Düşüş konusunda olduğu gibi); ancak, yapılan zina, taraflar açısında durum ne olursa olsun, daha da kötü yönde gelişme göstermiştir.

KRAL DAVUT, ARTIK RABBİN SOYLU VE RDEMLİ SAVAŞÇISI DEĞİL, KATİL KRAL SAUL’UN OLMADIĞI KADAR KÖTÜ OLMUŞTUR.

Kral Davut, işlediği günahın üstünü örtmek üzere bir komplo düzenler ve Uriah’ı savaş alanından evine çağırır, karısıyla yatması altyapısını oluşturmaya çalışır. Ancak savaşçı Uriah, adamları savaşta ölürlerken zamanını israf edemeyecek kadar sadık ve adildir. Çocuğun babasının kim olduğu belli olmaması için yaptığı planlar boşa çıkan Kral Davut, kız kardeşi Zeruiah aracılığıyla yeğeni General Joab’a, Hititli Uriah’ı savaş cephesinin en tehlikeli yerinde görevlendirmesini ve ardından da onun dışındaki herkesi geri çekmesi emrini verir.

Bundan dolayı birçok gelişme yaşanır. Önce zavalı Uriah hile ile öldürülür. İkincisi, Bathsheba kadın kocası Uriah yasını tutar; bu olayın aslında birleşik bir plan olduğuna dair hiçbir şey söylenmez. Bu konu, büyük bir olasılıkla, Kral Davut’un kendi itibarını kurtarma girişimi için yaşanmıştır. Bathsheba’yı hemen Saraya alır ve çocuk doğum aşamasına gelmeden önce onunla evlenir. Yakub’un, Kral Davut’a olan bağlılığı sona erer. Artık Kral Davut, Rabb’in asil ve erdemli savaşçısı olmaktan ziyade, katil Kral Saul’dan daha kötü olmasa da, onun kadar kötü bir adam olmuştur. Kral Davut’un planları kısa süre sonra tersi yönde gelişmeye başlar.

Peygamber Nathan

Ancak Kral Davut, çaresizlik içinde bir dönem geçirirken, Tanrı’nın her şeyi gördüğü ve bildiğini unutmuştur. Anlatıya göre, Rab, Kral Davut’un bu davranışına çok öfkelenmiştir. Eski Ahit Peygamberi Samuel’in halefi olan Peygamber Natan’ı, “retorik” bir ihanet mesajı iletmesi için Kral Davut’a gönderir; “bu mesaj; fakir bir adamın küçük bir kuzusunu çalan zengin adam” şeklinde anlatılır. Bu mesaj, Kral Davut’un, öfke duygusuyla adeta içinde yangın olmasına neden olur.

Aslında Kral Davut, Rabb’in kendisine kurduğu tuzağa düşmüştür ve düşüncesini şöyle ifade eder: Rabb’in hakkı için, bunu yapanın mutlaka ölmesi gerekir! O kuzunun bedelini dört kat fazlasıyla ödemesi gerekir, çünkü böyle bir suç işlemiş ve hiç acımamıştır” (2.Samuel 12:6).

Rab Elçisi Nathan, Kral Davut’u yargılar ve “O adam sensin!” diye ona seslenir (Ayet12:7). Kral Davut artık, yalnızca zina yapan biri değildir, aynı zamanda, bir katil ve kendi çıkarlarını düşünen ve şöhretini korumak üzere krallık konumunu kötüye kullanan nankör bir kraldır. Rab Elçisi Nathan, bu nedenle, Davut’un krallık sınırları dâhilinde ve dışında meydana gelebilecek savaşın sonuçlarına sürekli katlanacağını ve korkunç günahlarını örtbas etmeye çalıştığı için halkın önünde aşağılanacağına dair kehanette bulunur.

Ancak, Kral Davut’un tepkisi, Kral Saul tepkisine pek benzemez niteliktedir. Alçakgönüllükle şöyle cevap verir: “Rabb’a karşı günah işledim” diye itirafta bulunur ve tüvbesinin kabul edilmesini diler. Rab Elçisi Nathan daha sonra ona günahlarının affedildiğini ancak işlenen günahla doğan çocuğun öleceğini söyler. Kral Davut oğlunun hayatı için Rabb’a yalvarır, çocuk hastalık geçirince Kral Davut oruç tutmaya başlar, dua ederek uykusuz günler geçirir. Rabb’ın bu çocuğu konusunda fikrini değiştirmesi için niyaz eyler. Ancak Kutsal Kitap metin anlatısına göre Rab bu duasını kabul etmez.

Yedinci gün hasta oğlu ölür ve bunun üzerine Kral Davut’un tepkisi şaşırtıcı olmuştur. Kral Davut, Tanrı’ya kızmak veya nefret etmek yerine ayağa kalkar ve “Rabb’in evine giderek tapınma ibadetini yerine geirir (Ayet 12:20). Bu metinde ayrıca şu durum da kaydedilmiştir: “Kral Davut, karısı Bathshebayı tesseli etmeye çalışır, yanına giderek onunla sevişir. Bathsheba hamile kalır, bir erkek çocuk doğurur ve ona Süleyman adını verirler” (Ayet12:24).

King David Writing Psalms
Kral Davut; Mezmurları yazarken

Giovanni Francesco Barbieri (Public Domain)

Absalom ve Amnon

Doğruluk konusunda eski “altın kartı” olmadan Kral Davut Hanesi, Davut’un kızı Tamar’ın üvey kardeşi Amnon tarafından tecavüze uğramasıyla başlayan kötü haberlerle çalkalanır. Tamar, hasta numarası yapan üvey kardeşi Amnon’a yardın etmek üzere yanına gider ve yaklaştığında Amnon onu yakalayıp tecavüz eder. Yaratılış Kitabı (bölüm 33:19;34) Yakub’un kızı Diana’ya tecavüz ettikten sonra onunla evlenmek konusunda ahlaki bir yükümlülük hisseden kötü adam Şekem’in aksine Amnon, Tamar’ı daha da küçümser ve bu da Tamar’da eziklik yaratır ve küçük düşürür.

Tamar’ın ağabeyi Absalom, tuhaf bir şekilde, onu teseli eder ve şöyle der: “Şimdi sessiz ol, kardeşim… Bu işi ciddiye alma” (2.Samuel 13:20), ama başından geçen tecavüz olayıyla ilgili Amnon’la hiç konuşmaz. Amnon, muhtemelen üvey kız kardeşine tecevüz etmek suçundan paçayı sıyırdığına inanıyordur çünkü babası Kral Davut delilik anları geçirmekte ama hanesinde işlenen suçla ilgili hiçbir şey yapmaz.

Ancak, iki yıl sonra Prens Absalom kız kardeşinin intikamını alır. Amnon’u kendisiyle birlikte seyahat etmeye ikna ederek üvey kardeşini sarhoş eder ve ardından da adamlarıyla, kız kardeşine tecavüz ettiği için intikam almak amacıyla bir prens olan Amnon’u öldürür. Gershur’a (Golan Bölgesi) kaçar ve oradan da annesi Mikal yanında kalır ve üç yıl sonra Kral Davut’un tahtını çalmaya yönelik başka bir planla geri döner. Hatta Kralın danışmanı Ahithophel’i (Bathsheba’nın büyük babası) görevlendirmeyi bile başarır ve İsrailli kalabalığı harekete geçirir.

Anlatıya göre; Absalom’un komplosu ve desteği büyüdükçe Kral Davut da oğlunu öldürmek istemediği için Absalom güçlerinden kaçar. Ancak, sonunda Kral Davut güçleri, Absalom güçleriyle çatışmaya girerler ve sonra kaçarlarken “Absalom’un saçları ağaca takılır” (Ayet 18:9). Joab, ağaçtan sarkan Absalom’u öldürür ve cesedini çölde derin bir çukura gömer.

Kral Saul’un ölümünde olduğu gibi, Kral Davut da aldığı bu haberle yıkılır, ancak Absalom’un Kral Davut ve adamlarına karşı neden bu kadar hain ve öldürücü olduğu konusunda kafası biraz karışmıştır. Kral Davut’un tesseli edilmeyecek kadar kederli olduğunu duyan Joab, Kral Davut’un evine gider ve kötü bir oğul için yazdığı büyük bir ağıtla adamlarını küçük düşürdüğü ve yabancılaştırdığı için onu utandırır. Kutsal Kitap anlatısı, Peygamber Nathan’ın, Kral Davut dönemi bu yönde aralıksız savaşın daha fazla anlatımıyla sona erer. Ancak son iki bölüm Tanrı’ya ve O’nun kullarına şiirsel bir saygı niteliğindedir.

Son yılları

Kral Davut, başlangıçta Rabb’a olan inanç azmi ve etik dürüstlük konusunda gayreti, erken bir şöhret ve serveti kazanma yolunu açmıştı; her ne kadar savaş kahramanı olarak kan döken adam (Kutsal Yazılara göre) olsa da, Kral Davut, Tanrı Tapınağını inşa edecek kişi olmaya uygun olmadığını düşünür (oğlu Süleyman’a devredilen Tapınak) Dahası Kral Davut’un yaşadığı yasak ilişkisi ve sonraları düzenlediği sinsi eylemleri (Hititli Uriah’ın öldürülmesi olayı ve üzerini örtbas etmesi çabaları) saltanatının geriye kalan dönemini karmaşık hale getirmiştir.

Bu olyalar arasında Tamar’ın tecavüze uğraması, Amnon’un öldürülmesi ve Absalom’a yapılan darbe girişimi de vardır.

King David & Solomon
Kral Davut ve Kral Süleyman

Unknown Artist (Public Domain)

Kral Davut, yaşamının sonuna geldiğinde İsrail toplumuyla bağları kopmuş ve en sonunda toplum üzerindeki siyasi kontrolünü de kaybetmişti. Bu sosyal durum, General Joab ve rakip Abiathr’ın yardımıyla Kral ilan edilen oğlu Adonijah’ın (annesi Davut’un beşinci karısı Haggith idi) darbe girişimine yol açmıştı. Ancak İsrail kurumsal temsilcilerinin çoğunluğu Adojinah’ın iddiasını destek vermemişlerdi. İbranice kaleme alınan Kutsal Yazılarda, Peygamber Nathan’ın, Adojinah’ın tahtı gaspetmesi konusunda uyarı yapmak üzere önce Bathsheba’ya gittiğini, Bathsheba’nın da daha sonra kocası Kral Davut’a rahatsız edici haberi vermek için gittiği belirtilir.

Sonunda Peygamber Nathan bu ikisine katılır ve Kral Davut resmen Süleyman’ın varisi ilan edilir. Kral Davut şöyle der; “Benden sonra oğlum Süleyman Kral olacak ve benim yerime tahtıma oturacak” (1.Kral 1).

Kral Davut, MÖ 970 civarında doğal nedenlerden dolayı vefat etmiş ve Kudüs’te defnedilmiştir. İbranice ve Yunaca yazılan Kutsal Yazıların okunmasından öğrenildiğine göre Kral Davut dindarlığı ve soyu aracılığıyla İsrail Krallığının kurulması yolunu açmış ve kolaylaştırmıştır. Kral Davut, ölmeden önce oğlu Süleyman’a son öğüdünü verir ve şöyle der:

Tanrı’nız Rabb’ın sorumluğunu yerine getirin: Musa Yasasında yazılı olduğu gibi O’nun gittiği yoldan yürüyün, kanunlarını, emirlerini, hükümlerini ve tanıklıklarını izleyin. Böylece her şeyde başaralı olursunuz. Nereye dönerseniniz, dönün….çünkü bilge bir adamsın (1. Kral 2:3).

Kral Davut’a ile ilgili Epigrafik ve Arkeolojik Kanıtlar

Halefi Kral Süyman’da olduğu gibi Kral Davut’un tarihsel varlığını kanıtlamaya yarayacak çok az tarihi kanıt bulunmuştur; ancak yakın zamanda keşefedilen doğrudan ve dolaylı kanıtlar, Kral Davut’un hayatı ve krallık dönemi konusunda daha fazla bilgi sunuyorlar (Kutsal Kitap iddiaları ve hükümdarlığı sırasında meydana gelen bazı olayları destekleyen çok az şey olsa da). İsrailli Arkeolog Avraham Biran, 1993 yılında, İsrail’in kuzeyinde kırık bir Steli’n üzerinde Tel Dan Kitabesini (Yazıt) keşefetmişti. Kitabede, bir Arami kralının güney komşularına karşı kazandığı zaferi anlatılıyor ve özellikle hem “İsrail Kralına” ve hem de “Kral Davut Evine” gönderme yapılıyor.

Her ne kadar MS 1800’lerde Ürdün ve Arnon nehirleri kıyılarında yaşayan Bedeviler tarafından keşfedilen Meşa Steli’nde Mabi dilinde yazılmış olup “Kral Davut Evi”nden bahsedilse de, bu belki de İsrail’deki Davut Hanedanlığına dair en eski, doğrudan ve tarihsel ilk kanıt olmuştur. Yani, Kral Davut’un saltanat döneminden yüzyıl sonra.

Dolaylı kanıtlara gelince, Yosef Garfinkel’in yönetiminde, 2012 yılında, yapılan kazılarda, Kral Davut’un düşmanı (ve Kral Saul’un iki yıl hüküm süren oğlu) “İşboşet” olarak da bilinen “Eshba’al ben Beda”nın Kenan dilinde yazılmış bir Kitabesi bulunmuştur. MÖ 10.yüzyıla tarihlenen eski bir sürahi, çanak çömlek parçaları içinde Kutsal Kitap tercümesi (2.Samuel 3,4) bulunmuştu. Bunlara ilaveten, 1994 yılında Avi Ofer tarafından derlenen ve MÖ 11.yüzyılda Yahudi nüfusunun (özellikle Kuzey İsrail’de) iki katına çıktığını gösteren araştırma verileri ve Yigal Shiloh (1978-1985) tarafından yönetilen kazılarda keşefedilen potansiyel Jebusit kaleleri – her ikisi de, Eski Ahitte tartışması yapılan bazı konular arasında – Kral Davut ve İsrail Krallığı bölgenin tarihi ve kültürel varlığının bir parçası olduğu fikrine güven telkin eder yöndedir.

God in the Details: A Biblical Survey of the Hebrew and Greek Scriptures (Kendall-Hunt, 2017) adlı kitaptan derlenmiştir.