EMRAH İLE SELVİHAN

Ercişli Emrah’ın yaşamı kapsamında meydana gelen hikâyelerden biri olan Emrah ile Selvihan; Doğu Anadolu’da, Azerbaycan’da, Türkmenistan’da ve Ermenistan’da değişik adlar altında kaleme alınmış bir halk hikâyesidir.

17. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Ercişli Emrah’ın yaşamından ve deyişlerinden oluşan Emrah ile Selvihan, Azerbaycan’da Emrah ve Selbi veya Emrah ile Selbinaz, Türkmenistan’da Sayat ve Hemra adlarıyla bilinir.

Bugüne değin yapılan araştırmalar, hikâyenin, 20.yüzyıl başlarında Aşuğ Sazayî tarafından Ermenice’ye çevrildikten sonra birkaç kez basıldığını ortaya koymaktadır.

1604 yılında Van Kalesi’nin, Şah Abbas ordusu tarafından kuşatma altında tutulduğu dönemde Van, Isfahan ve Tiflis dolaylarında Emrah ile Selvihan’ın birbirilerine kavuşma yolunda başlarından geçen macerayı ele alır. Emrah’ın çocukluk yaşamı, babasıyla olan ilişkileri, şiir okuyup deyiş söylemeye başlaması, Selvihan’la karşılaşması, birbirilerini sevmeleri, Şah Abbas’ın Selvihan’ı Isfahan’a kaçırması, Emrah’ın Selvihan’a kavuşması için pek çok engeli aşması, Şah Abbas’ın iki aşığı evlendirmesi vb. kısımlardan meydana gelir.

Öyküde Emrah’ın, düşünde bir Pir’in elinden aşk dolusu içmesi, Selvihan’la düşünde karşılaşması, düşünden uyandığı zaman şiir söyleme becerisi elde etmesi türünden halk öyküsü örgeleriyle, Emrah’ın, Selâtin Peri adındaki ikinci sevgilisinin bir peri kızı olması, sıkıştığında Pir’in, imdadına yetişmesi gibi masal örgeleri bulunur.

Bununla birlikte olayların, bir savaş zamanında yaşanması, evlenmelerine mani teşkil edenin ana-baba olmayıp Şah Abbas gibi tarihî bir kimliğe sahip bir kişiliğin olması, sonunda iki aşığın, Şah Abbas’ın yardımıyla evlenerek muratlarına ermeleri gibi unsurlar, öyküyü benzerlerinden ayrı kılar. Emrah’ın, âşık olan babası Ahmed’e karşı gelmesi, âşıklık imtihanında babasını yenilgiye uğratması vb. başka öykülerde benzerine nadiren rastlanan motiflerdendir.

Emrah, en yaygın durumda bulunan anlatımlardan birine göre Erciş Kalesi Beyi Miroğlu Mahmud’un âşıklığını yapan Âşık Ahmed’in oğludur. Aslıhan ise Miroğlu Mahmud Bey’in kızıdır. Bey’in huzurunda saz çalmaya kalkıştığı için sazın tellerini koparır. Bundan ötürü babası kendisine bir tokat atar. Babasının kendisine tokat atması sonrasında oradan ağlayarak kaçan Emrah, geceyi bir mezarlıkta uyuyarak geçirir. Burada uyurken düşünde aksakallı bir pir elinden bir aşk dolusu içerek Miroğlu Mahmud Bey’in kızı Selvihan’a vurulur. Aynı aksakallı pir, aynı gece Selvihan’a aşk dolusu içirerek O’nun da Emrah’a âşık olmasını sağlar.

Bu sırada Van üzerine bir sefer için yola çıkan Isfahan Şahı Şah Abbas, yol boyunca yaptığı gibi uğradığı Erciş’te de her şeyi yakıp yıkmıştır. Yedi yıl süreyle devam eden kuşatma neticesinde Van Kalesi’ni alamayınca geri döner. Dönüş yolculuğunda uğradığı kent ve kalelerin tamamında yaşayan genç kızların hepsini esir alarak beraberinde Isfahan’a götürür. Şah Abbas tarafından esir alınarak Isfahan’a götürülen genç kızların arasında Emrah’ın sevgilisi Selvihan da bulunmaktadır. Emrah, sevgilisi Selvihan’ı aramak üzere babasıyla birlikte Isfahan’a gider. Baba-oğul Isfahan’a vardığında Şah Abbas ile Selvihan’ın düğünleri yapılmaktadır.

Emrah, saz çalıp deyişler söyleyerek Selvihan’la badeli aşık olduklarını kanıtlar. Şah Abbas, onların gerçek aşık olduklarına inanır. Hiçbir itirazda bulunmadan Selvihan’ı Emrah’a verir. Sevgilisi Aslıhan’ı yanına alarak Erciş’e doğru hareket eder. Erciş’e dönüş yolculuğu sırasında karşılaştığı Nazlı adındaki bir başka kıza da aşık olan Emrah, Erciş’e geldikten sonra büyük bir düğün töreni sonrasında Selvihan ve Nazlı ile evlenir.

Emrah ile Selvihan, halk hikâyeleri arasında gerçekçi unsurlar açısından en varsıl olanıdır. Bilhassa Van Kalesi’nin, Isfahan Şahı Şah Abbas’ca ihata altına alınmasına ilişkin bölüm, tarihî olaylarla yakından ilişkilidir. 1604’de I. Abbas’ın komutasındaki ordunun 1633–1634 yıllarında I.Safi’nin kuvvetleri tarafından kuşatmaya maruz kalan Van Kalesi sakinleri, büyük eza ve meşakkatler yaşamışlardır. Hikâyede geçen olayların, bu kuşatmalara ilişkin anılardan beslendiği anlaşılmaktadır.

Ülkemizde Ercişli Emrah ve ona dayandırılan Emrah ile Selvihan Hikâyesi konusundaki çalışmaların startı, Erzurumlu Emrah konusunda araştırma yapanlar tarafından verilmiştir. Araştırmacıları sürekli meşgul eden konulardan biri, birbirine karışma olasılığı bulunan Erzurumlu Emrah ile Ercişli Emrah’ın şiirlerinin birbirinden ayıklanması olmuştur.

Hikaye, ülkemizde ilk kez Mehmed Fuad Köprülü tarafından 1929’da basılan “XIX. Yüzyıl Saz Şairlerinden Erzurumlu Emrah” adlı eserde yer alır. Kitap olarak ilk kez Âşık Kemal’den derleyen Murat Uraz tarafından 1937’de Emrah ile Selvia dıyla yayımlanmıştır.

Sonraki yıllarda, hakkında pek çok derleme ve araştırmada bulunulmuş. Ayrıca Muhan Bali tarafından 1923’de“Ercişli Emrah ile Selvihan Hikâyesi varyantların Tesbiti ve Halk Hikâyeciliği Bakımından Önemi” adı altında yayımlanan doktora tezinde ele alınmıştır.