Kronos (Cronus)

Yunan mitolojisi, zengin bir panteona sahip olup, tanrılar ve tanrıçaların birçok hikayesini barındırır. Bu hikayelerden biri de Kronos’un hikayesidir. Kronos, Titanlar soyundan gelen ve zamanın hükümdarı olarak bilinen mitolojik bir figürdür. Bu makalede, Kronos’un mitolojik hikayesini, rolünü ve Yunan mitolojisindeki önemini keşfedeceğiz.

  1. Kronos’un Kökeni ve Özellikleri: Kronos, Uranüs (gökyüzü) ve Gaia (toprak) çiftinin oğludur. Titanlar soyundan gelir ve Uranüs’ün kendi çocuklarını zindana kapattığı için annesi Gaia tarafından cesaretlendirilen bir Titan’dır. Kronos, genellikle yaşlı bir adam olarak tasvir edilir ve zamanın hükümdarı olarak bilinir. İsminin kökeni, Yunanca “zaman” anlamına gelen “chronos” kelimesinden gelir.
  2. Kronos’un Mitolojik Rolü: Kronos, mitolojide önemli bir rol oynar. Uranüs’ün zulmünden kaçan Titanlar’ın lideri olarak yükselir ve Uranüs’ü devirerek iktidarı ele geçirir. Kronos, kendisiyle birleşen kardeşi Rhea ile evlenir ve Olimpos Tanrıları’nın ataları olan birçok çocukları olur. Ancak, kendisinin de korktuğu bir kehaneti yerine getirmemek için çocuklarını doğar doğmaz yutar. Bu davranışı, Kronos’un hırslı ve acımasız bir hükümdar olduğunu gösterir.

Sonunda, en genç oğlu Zeus, babası Kronos’a karşı başkaldırır ve Titanlar’ı yenerek Olimpos Dağı’na yerleşir. Kronos ise Tartaros adlı yeraltı zindanına hapsedilir ve orada sonsuza kadar cezalandırılır. Bu olay, Titanlar ile Olimpos Tanrıları arasındaki güç mücadelesini ve eski düzenin yerini yeni düzenin almasını temsil eder.

  1. Kronos’un Önemi: Kronos, Yunan mitolojisinde büyük bir öneme sahiptir. Zamanın hükümdarı olarak, düzenin ve değişimin sembolüdür. Mitolojik kaynaklara göre, Kronos zamanı kontrol edebilir ve hatta değiştirebilir. Bu nedenle, Yunanlılar zamanın geçiciliği ve akışı hakkındaki anlayışlarını Kronos üzerinden ifade etmişlerdir.

Kronos’un hikayesi aynı zamanda güç, hırslar ve kehanetlerin sonuçları üzerine derin bir düşünceye de yol açar. Kronos’un kendi korkularına dayanarak yaptığı kararlar, sonunda kendi düşüşüne neden olur. Bu da insanların hırslarının ve gücünün sınırlarını anlamaları gerektiğini vurgular.

Kronos, Yunan mitolojisinde Uranos (Gök Baba) ile Gaia (Yer/Toprak Ana)’nın Titan Kardeşler diye anılan 12 çocuğundan biri, en küçük erkek çocuktur. Efsaneye göre evrensel egemenlik zincirinde babasını üretme gücünden yoksun bırakıp devirerek mitolojik Altın Çağ’da hüküm sürmüş ve oğullarından Zeus tarafından tahtından indirilerek Tartaros’a hapsedilmiştir.

Kronos elinde babasını erkeklikten yoksun bırakmak için kullanmış olduğu kıvrık bir bıçak, orak veya tırpanla betimlenir. Atina’da Attika yöresinin 12. ayı olan Hekatombaion’da Kronos onuruna hasadın kutlandığı Kronia şenlikleri düzenlenirdi. Kronos’un hasatın ve bereketin koruyucusu olan tanrıların başında görülmesi onun egemen olduğu çağın insanlarının kaygısız, acısız, dertsiz yaşadığı, kendiliğinden bereket saçan toprağın her türlü nimetinden zahmetsizce yararlandıkları Altın Çağ’a denk gelmesiyle anlam kazanır.

Kronos’un antik Roma’daki eş-varlığı Saturnus’tur.

Mitoloji

Hesiodos, ‘Theogonia’ (Tanrıların Doğuşu) kitabında mitolojik yaratılış öyküleri konusuna başlangıç unsurunun “Khaos” olduğunu söyleyerek girer. Bu karanlık hiçliğin altında Gaia (Yeryüzü / Yer / Toprak ) belirir. Khaos’un uçsuz bucaksız karanlığından yerleri belirlenmiş yeni karanlıklar doğar: Erebos (yeraltı karanlığı) ile Nyks (gecenin karanlığı).

Evrenin oluşumunda rol oynayacak varlıkların doğumlarını hazırlayan birleşmeler için gerekli olan Sevgi’nin (Eros) ortaya çıkması da bu süreçte olur. Eros’un ilk sevgi kıvılcımlarını attığı iki karanlığın, Erebos ile Nyks’in sevişmesinden ışıklı varlıklar doğar: Aither (tanrısal/göksel ışık) ile Hemera (dünyevi ışık-gündüz.) Engin göğüslü, doğurgan Gaia yalnızlığa dayanamaz ve önce Uranos’u (Gök) sonra da azgın dalgalı Pontos’u (Deniz) doğurur tek başına. Artık kendisini çevreleyen ve yıldızlarıyla göz kırparak kur yapmaya başlayan bir erkeği vardır.

Eros’un verdiği sevginin coşkusuyla Uranos’un, Gaia’nın üzerine sık sık kapanması kaçınılmaz olacaktır.

Yer ile Gök’ün birleşmesinden doğan çocuklar iri yapılı varlıklardı.

İlk kuşakta insansı niteliklere sahip altı erkek (Okeanos), Koios, Krios, Hyperion, İapetos, Kronos) ve altı kız (Rheia, Theia, Themis, Phoibe, Tethys, Mnemosyne) doğdu.

Bunlar Titan soyunu oluşturdu. Erkeklerin grubu Hesiodos’un isim babalığı sonucu “Titanes” diye anıldı, böylece dişi Titan’lar da Yunancanın dil yapısına bağlı olarak “Titanides” diye anıldı. En son doğan Titan, Kronos’tu.

Toprak Ana – Gök Baba çiftinin sonraki çocukları dev cüsseli ve korkunç görünümlüydüler: Üç kardeş Kyklopes (tekili kyklops : yuvarlak göz) ve yine üç kardeş Hekatonkheires (Yüz Kollular). Kyklops’ların alınlarında yuvarlak ve tek bir göz vardı.

Uranos korkunç oğullarından ilk günden iğrenmiş ve onları doğar doğmaz toprak altına yani Ana’larının karnına geri göndermişti. Fakat şişkinliğin verdiği acıdan inleyen Gaia öç hesapları yapıyor, Titan oğullarını suçlu gördüğü babalarına karşı kışkırtıyordu.

Çağrısına karşılık veren tek oğul Kronos oldu. Kötü bir babayı cezalandırmak gerektiğini düşünen annesinin tarafını tutarak pusuya yattı. Toprak Ana gövdesindeki madenlerden ürettiği, akçelikten yapılma bir tırpan (veya orak) verdi oğluna. Bir gece Uranos Gaia’nın üzerine kapanırken Kronos savurdu tırpanı, erkeklikten yoksun bıraktı babasını.

Tırpanı sağ elinde tutarken babasından kopan üreme organlarını sol eliyle kavradı ve omzunun üzerinden yeryüzüne attı onları (Sol elin uğursuzluğu buna dayandırılır). Fışkıran kanlar anasının bağrına saçıldı, erbezleri denize düşüp köpüklere dönüştü. Kanların döllediği Toprak Ana’nın Öç-Ceza Tanrıçalarını (Erinyes), Devleri (Gigantes) ve Meliai nympha’larını doğurması aylar alacaktı, ama denizdeki köpüklerden bir kız doğuverdi. Aphrodite dediler ona (Yun. Aphros: Köpük.)

Uranos’un devrilip ortadan çekilmesiyle Gaia ile Uranos’un hüküm sürdüğü birinci tanrı kuşağının son bulması üzerine egemenliği ele geçirerek ikinci kuşağı oluşturan Titan kardeşlerin kendi aralarında evlilikler yapmaktan başka çareleri yoktu. Bu evliliklerden doğanlar ve onların dölleri dallanarak mitolojiyi besleyen öykülerin kahramanları oldular.

Babasını alaşağı etmekle üstünlüğünü kabul ettiren Kronos ablası Rhea ile evlendi. Altı çocukları oldu. Fakat çocuklar doğar doğmaz Kronos yutuyordu onları. Çünkü vaktiyle Gaia’dan bir kehanet dinlemişti. Ne denli güçlü olsa da babasını devirdiği gibi o da oğlu tarafından devrilecekti.

Çocuklarını kucağına alamadan babalarının hoyrat ellerine teslim etmek zorunda kalan Rhea son çocuğunu kurtarma çabasına girişirken Gaia’dan yardım diledi.Gelininin duygularına yabancı kalmayan Gaia, altıncı çocuğuna hamile kalan Rhea’yı  Kronos’tan uzaklara kaçırmakla işe başladı. Rhea Girit’te Dikte Mağarası’nda gizlice doğum yaparken yeni doğan çocuğunu da yutmaya hazırlanan Kronos’a kundak bezine sarılı bir taş yutturdu Gaia.

Amalthea adındaki bir Nympha’nin balla ve keçi sütüyle beslediği bebeğin adı Zeus’tu. Bazılarına göre Amalthea, Zeus’u sütüyle besleyen keçinin adıydı. Ormandaki Nympha’lar ona yardımcı oldular, arılar da bal verdiler. Bebek Zeus ağlarken gaddar baba Kronos onun sesini duymasın diye dağ nympha’ları kaval eşliğinde şarkı söylediler. Aynı amaçla orman cinleri Kuret’lerin (Kouretes) de silahlarını şakırdatarak ve naralar atarak yardımcı oldukları söylenir.

Bebek Zeus büyüyüp babası Kronos’un karşısına dikildiğinde egemenlik savaşına hazırdı, ama gereksinimi olan desteği sağlamak için kardeşlerini yanında görmek istedi. Teyzesi Themis’in yardımıyla babasına kusturucu bir içecek içirerek ağabeylerini (HadesPoseidon) ve ablalarını (HestiaHeraDemeter) baba hapsinden kurtardı. Kronos hepsinden önce ona bebek Zeus diye yutturulan taşı çıkardı. Bu taş Omphalos (Göbek) Taşı olarak da bilinir, yeryüzünün merkezi olarak görülür.

Hapisten kurtardığı başkaları da vardı: Dedesi Uranos’un vaktiyle Gaia’nın karnına tıktığı Kyklops amcaları. Onlar da Zeus’un bu iyiliği unutmadılar; isimleriyle simgeleşen gök gürültüsünü, şimşekleri ve yıldırımları hediye ettiler ona. Üçüncü kuşağın evrensel egemenliğinin ilanı için ikinci kuşağın devrilmesi gerektiğinden Zeus’un, başta babası Kronos olmak üzere amcaları Titan’larla savaşması kaçınılmazdı. Titan amcalarından İapetos’un oğlu, kuzen Atlas’ın da yer aldığı, fakat diğer kuzen Prometheus’un onların safında yer tutmadığı Titan’larla Olymposluların savaşı (Titanomakhia) on yıl sürdü.

Titan’lardan Okeanos bu savaşa katılmamıştı; o karaları kuşatan suların başındaydı. Karşı karşıya konuşlandıkları dağlardan koparılan kayaların havalarda uçuştuğu, depremlerin oluştuğu, Zeus’un yıldırımlarının ormanları tutuşturduğu bu iktidar savaşı kazananı yitireni belli olmadan sürerken Zeus ninesi Gaia’nın öğüdüne uyarak vaktiyle dedesi Uranos’un hapsettiği diğer üç amcasını, yani Yüz Kollular’ı da serbest bıraktı ve bu iyiliğinin karşılığı olarak savaşta  yardım istedi onlardan. Bu azman ve azgın yaratıkların güçlü kollarının birlikte fırlattıkları üç yüz kaya daha da azdırdı savaşı.

Sonunda Titan’lar yenildi; Zeus onları Tartaros’a, yeraltı diyarının uçurumlu derinliklerine gönderdi, Yüz Kolluları onların başına bekçi koydu. Savaşta kendisine karşı olmasına rağmen kuzeni Titanoğlu Atlas’ı Tartaros’a göndermek yerine değişik bir ceza verdi ona: Atlas bundan böyle bilinen yeryüzünün en batı ucunda, sırtında gök kubbeyi taşıyacaktı.

Savaşta yenik düşen Baba Kronos yazgısına da yenik düşerken oğul Zeus kardeşlerini de yanına kattığı üçüncü tanrılar kuşağının kralı olarak Olympos tahtına kuruldu. Güç paylaşımı yaptılar.

Şair Pindaros’a göre Zeus Kronos’u Tartaros’tan çıkarıp kutlular diyarı Elysium’un kralı yaptı.

Kronos ile Khronos

Hesiodos’un Theogonia’sında değinilmediği halde “Kronos” antik dönemde isim benzerliğinden dolayı zaman anlamına gelen “Khronos” ile karıştırılmış veya bilinçli olarak onunla bir tutulmuş, bunun sonucunda zamanın kişiselleştirilmiş varlığı olarak da görülmüştür. 

Romalı filozof ve hatip Cicero ‘Tanrıların Doğası’ kitabında bu konu üzerinde yorum yaparken Yunan “Kronos” isminin, Kronos mevsim döngülerini ve zaman aralıklarını koruyup kolladığından bu bağlamda Khronos ile anlamdaş olduğunu, nitekim çocuklarını yutmakla çağları da içine aldığını, buna koşut biçimde Latin karşılığı Saturnus’un da isminin etimolojik kökenine bağlı olarak yıllar / zaman bakımından doygunluğu yansıttığını belirtmiş; Plutarkhos da benzer bir yorumla Yunanların Kronos’u Khronos’un alegorik bir ismi olarak gördüklerini, isme ek olarak Kronos’un egemenlik döneminde çocuklarını yutmasının önceki kuşağın gelecek kuşağı baskılamakla geçmişin geleceği yok eden zamanın yıkıcı etkisine alegorik bir bağlantı kurduğunu ileri sürmüştür.

Söz konusu isimlerin ortak kimliği Rönesans döneminde elinde bir tırpanla betimlenen “Zaman Baba” figürüne evrilmiştir.

Oğul Kheiron

Mitolojinin ünlü kahramanlarından bazılarını yetiştiren bilge kentauros (at-adam) Kheiron, Kronos ile Okeanid Philyra’nın oğludur. Kronos, eşi Rhea’nın kıskanç gözlerinden kaçınmak için Philyra’ya yaklaşırken kendini bir aygıra dönüştürmüş, diğer bir anlatıma göre de Philyra Kronos’tan kaçmak için kendini bir kısrağa dönüştürmüş. Kheiron doğduğu yer olan, mitolojinin ünlü dağı Pelion’u mesken tutmuş, öğrencilerini orada yetiştirmiş.

Sonuç: Kronos, Yunan mitolojisinde önemli bir figür olarak yer alır. Titanlar’ın lideri ve zamanın hükümdarı olarak tanımlanır. Mitolojideki rolü, güç mücadeleleri, değişim ve zamanın akışı üzerine derin anlamlar içerir. Kronos’un hikayesi, insanların hırslarının ve korkularının sonuçlarını anlamalarını sağlar. Ayrıca, zamanın geçiciliği ve düzenin değişimi konularında Yunanlıların düşüncelerini yansıtır.

Kronos, Yunan mitolojisinin kalıcı ve önemli bir karakteri olarak, mitoloji, edebiyat ve sanatta hala birçok eserde yer almaktadır.