Aşık Garib ile Şahsenem: Bir Türk Halk Müziği Aşk Hikayesi

Aşık Garib ve Şahsenem, Türk halk müziğinin en sevilen isimlerinden biri olan Aşık Veysel’in ünlü eserlerinden biridir. Bu yazıda, Aşık Garib ile Şahsenem’in hikayesini ve bu şarkının Türk müzik tarihindeki önemini keşfedeceğiz.

Başlangıç: Bir Aşkın İzinde

Türk halk müziği, yüzyıllardır Anadolu’nun dört bir yanında yaşayan halkın duygularını ifade etmek için kullanılan bir araç olmuştur. Bu müziğin en önemli özelliklerinden biri, aşkın ve sevdanın derin duygularını yansıtmasıdır. Aşık Garib ile Şahsenem de bu duygusal yolculuğun en güzel örneklerinden biridir.

Bölüm 1: Aşık Garib’in Yolculuğu

Aşık Garib, Türk halk müziğinin önemli isimlerinden biridir. Gerçek adıyla Mehmet Özbek, 20. yüzyılın başlarında yaşamış ve birçok unutulmaz esere imza atmıştır. Aşık Garib’in hayatı, zorluklarla dolu bir yolculukla başlamıştır. Genç yaşta gözlerini kaybetmesi, onu müziğe yönlendiren bir dönüm noktası olmuştur.

Bölüm 2: Şahsenem’in Güzelliği

Şahsenem ise Aşık Garib’in hayatına giren ve onun kalbini fetheden bir kadındır. Güzel sesi ve etkileyici sahne performansıyla Türk halk müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan Şahsenem, Aşık Garib’in hayatında dönüm noktası olmuştur. İkilinin tanışmasıyla başlayan aşk hikayesi, Türk müzik tarihinde eşsiz bir yer edinmiştir.

Bölüm 3: Aşık Garib ile Şahsenem’in Şarkısı

Aşık Garib ile Şahsenem’in en ünlü şarkısı, aynı adı taşımaktadır. Bu şarkı, aşkın, özlemle dolu bir hikayeyi anlatırken aynı zamanda Türk halk müziğinin gücünü de yansıtmaktadır. Aşık Garib’in derin sözleri ve Şahsenem’in etkileyici yorumuyla bu şarkı, dinleyicilerin kalplerine dokunmayı başarmıştır.

Sonuç: Unutulmaz Bir Aşk Hikayesi

image 11

Öyküde, Tebrizli Rüstem (Âşık Garip) ile Tiflisli Şah Sanem arasında yaşanan aşkı dile getirilmektedir. Babası, Tebriz’in tanınmış tacirlerinden Hoca Ahmet’in yaşamını yitirmesinin ardından çevresinde kümelenen şaklabanlarla babasından kalan mirası har vurup harman savurduktan sonra kısa süre içinde yiyip bitiren ve muhtelif işlerde çalışan ancak hiç birinde dikiş tutturamayan Rüstem, neticede bir kahvede saz çalıp deyişler söyleyen saz şairlerinin yanında çırak olarak çalışır, ama bir türlü saz çalmayı öğrenemez.

Bu kahvehanedeki âşıkların yanında çırak olarak çalıştığı sırada gecenin birinde rüyasında ihtiyar bir derviş kisvesine bürünen Hızır’ı görür. Rüyasında kendisine Şah Sanem’in güzelliğinden söz eden Hızır, ona aşk dolusu içirerek onun Şah Sanem’e âşık olmasını sağlar. Bu olayın sonrasında eli, dili çözülüp saz çalıp deyişler söyleyerek Âşık Garip adıyla anılır olmaya başlayan Rüstem, elinde sazıyla, düşünde gördüğü Şah Sanem’i bulmak amacıyla yollara düşer.

Nihayette Tiflis’te bulduğu Şah Sanem’i babası Hoca Sinan’dan ister. Şah Sanem’in babası Hoca Sinan da başlık olarak kırk kese altın getirmesi koşuluyla kızını kendisine vereceğine dair ikrarda bulunur. Şah Sanem’in babası tarafından istenen kırk kese altını tedarik etmek amacıyla tekrar elinde sazıyla yollara düşen Âşık Garip, uzun süren ve zorlu geçen bir yolculuğun ardından Halep’e varır. Orada kahvehanenin birinde âşıklık yapmaya başlar ve elde ettiği başarıyla Halep paşasından ilgi ve destek gören Âşık Garip, istenen parayı tedarik etmek amacıyla Halep’e gitmek için yollara düşer düşmez, babası Hoca Sinan, kızı Şah Sanem’i, Şah Veled adında genç bir tacirle nişanlar.

Âşık Garip, Halep’te iken sevgilisinin babası tarafından başka bir gençle nişanlandırıldığını haber alır. Bu haberi alır almaz Halep paşasının ve aksakallı bir ihtiyar şeklinde görünen Hızır’ın himmetiyle Erzurum ve Kars üzerinden Tiflis’e gitmek üzere yollara düşen Âşık Garip, yollarda karşılaştığı birtakım olumsuzlukları Hızır’ın yardımıyla atlattıktan sonra kazasız belâsız bir şekilde Tiflis’e varır.

O, Tiflis’e vardığında babası tarafından başka bir gençle nişanlandırılan sevgilisi Şah Sanem’in düğünü yapılmaktadır. Sevgilisinin düğününde çaldığı sazla herkesi kendisine hayran bırakan Âşık Garip, kendisini tanıtır ve nihayette sevdiği Şah Sanem ile evlenerek mutlu bir yaşam sürer. Âşık Garip, kendi kız kardeşini de kendisini tanır tanımaz kendi rızasıyla Şah Sanem’le evlenmekten vazgeçen Şah Veled ile evlendirerek onun da mutlu olmasını sağlar. Bu öykü, sonu mutlulukla nihayete eren birkaç halk öyküsünden biridir.

Yapılan araştırmalara göre efsanemsî örgeler taşımasına rağmen bu öykünün gerçek olduğu üzerinde durulmaktadır. Olayların meydana geldiği kentler sadece bilinen yerler olmakla yetinilmeyip gerçekçi hatlarla dile getirilmektedir. Tiplerdeki gerçeklik payı, yüzde yüze yakındır. Ancak âşıkların vûslâtı için Hızır’ın olayın içine karışmış olması ve yardım etmesi, tabiatüstü bir vasıf taşımaktadır. Bunu da sözlü geleneğin masalımsı örgelerinin tabii etkisi şeklinde görmek lazımdır. İki aşığın neticedeki vuslatı da halk hikâyelerinin diğerlerinde pek karşılaşılmayan ayırıcı bir hususiyet olarak görüp hikâyenin gerçekçi vasfına bağlamak mümkündür.

İlk derleyicisi ve yayımlayıcısı 1837–1918 yılları arasında yaşayan Türkolog Radloff olan hikâyede bulunan şiirler, usta bir saz şairinin ürünü olarak bugüne kadar gelebilmiştir.

Halk arasında oldukça fazla okunan Âşık Garip ile Şah Sanem öyküsünün taşbaskısı ve matbaa harfleriyle muhtelif baskıları bulunmaktadır. Aynı konu, yerli ve yabancı (mesela; 1814–1841 yılları arasında yaşayan ve bir düello sırasında öldürülen Rus şair Mihail Yuriyeviç Lermontov, bu öyküyü 1837 yılında Âşık Kerib adıyla kaleme almıştır.) yazarlarca da ele alınmıştır. Azerbaycan’da Âşık Garip adı verilen bir de opera bestesi yapılmıştır.

Aşık Garib ile Şahsenem, Türk halk müziğinin unutulmaz aşk hikayelerinden biridir. Bu iki ismin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan şarkı, Türk müzik tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Aşkın, sevdanın ve müziğin gücünü bir araya getiren bu şarkı, dinleyicilerin kalplerinde iz bırakmıştır.


Bu blog yazısında, Aşık Garib ile Şahsenem’in hikayesini ve Türk halk müziği üzerindeki etkisini keşfettik. Aşık Garib ve Şahsenem’in aşkıyla dolu yolculuğu, müziğin gücünü bir kez daha kanıtlamıştır. Bu unutulmaz şarkı, Türk müzik tarihinde kendine özel bir yer edinmiştir ve hala dinleyicilerin kalplerinde yaşamaya devam etmektedir.