Tarih

Antakya


Zeus Chrysaoreus Mabedi, Karia

Carole Raddato (CC BY-SA)

Antakya veya Antiochia, Suriye’deki Amanos Dağları yakınlarındaki Asi Nehri kıyısında bulunan antik bir şehirdi. “Dört şehir ülkesi” – Seleucia, Apamea, Laodikya ve Antiochia – MÖ 301 ile 299 yılları arasında Seleukos I Nikator (Victor) tarafından kuruldu. Bazıları, şehrin Antigoneia olarak ilk kuruluşunun, MÖ 301’deki İpsos Savaşı’ndan sonra bölgeyi Seleukos’a kaybeden Tek Gözlü I. Antigonus’a dayandığını ileri sürer. Bazı antik kaynaklara göre Selevkos, Büyük İskender tarafından kurulan imparatorluğun en kabiliyetli haleflerinden biri olarak kabul edilirdi. Seleukos, İskender’in yakın çevresinde yer alan kişilerden biri değildi ve İskender’in süvarileri ve piyadeleri arasında tampon vazifesi gören seçilmiş bir muhafız olan hipaspistlerin komutanlarından biriydi. Kendisinden ve İskender’le olan münasebetinden pek bahsedilmese de kendisi ve neslinden gelenler, Antakya’yı da kapsayan bir imparatorluğu takriben 250 yıl boyunca idare ettiler.

İçindekiler

İlgili Makaleler

Halef Savaşları

İskender’in MÖ 323’teki ölümünden sonra, imparatorluğu ve istikbali harabeye dönmüştü. İskender bir halef tayin etmediği için, generallerinden Perdiccas, yeni bir liderin tayiniyle alakalı kararın İskender ve Roxanne’nin çocuğunun doğumuna kadar ertelenmesini istiyordu. Diğer bir general I. Ptolemaios ise imparatorluğun derhal bölünmesini istiyordu (gözünü Mısır’a dikmişti) – Diadochi Savaşları başladı ve neredeyse otuz yıl boyunca devam etti. Ptolemaios, İskender’in cesedini Makedonya’ya giderken çalıp İskenderiye’ye götürdükten sonra, Perdiccas ve ordusu Mısır’daki Ptolemaios ve kuvvetlerine saldırdı. Başlangıçta Perdiccas’a sadık olan Seleukos, sonradan Ptolemaios’un tarafına geçti. Perdiccas’ın mağlubiyet ve vefatından sonra Seleukos, sadakatinin karşılığını Suriye’nin doğusundaki Babil’i çevreleyen topraklarla aldı.

ŞEHİR, ROMA İMPARATORLUĞU ZAMANINDA DA BAŞKENT STATÜSÜNÜ KORUYACAKTIR.

Seleucus, yeni ele geçirdiği toprakların kontrolünü sağlayamadı ve düşmanı Tek Gözlü Antigonus tarafından işgal edilince, Ptolemaios’tan yardım istedi. MÖ 312’de Seleukos, Gazze Muharebesi’nde Antigonus’u yenerek topraklarını geri aldı. Ipsus Muharebesi’nden sonra imparatorluğunu Suriye, Küçük Asya ve Hindistan’a genişleterek oldukça maharetli bir kumandan olduğunu ispatladı. Oğlu I. Antiochus (MÖ 281-261), babasının MÖ 281’de suikasta kurban gitmesinin ardından bir dizi isyanla karşılaştı ve barışı korumak için toprak vermeye mecbur kaldı. Ne yazık ki oğlu II. Antiochus (MÖ 261-247), babasından Mısır’daki Ptolemaios Hanedanlığı’na karşı bir savaş olan İkinci Suriye Savaşı’nı miras aldı.

Barış sağlamak gayesiyle II. Antiochus, karısı Laodice’den boşanıp oğullarını sürgüne göndererek II. Ptolemaios’un kızı Berenice Syra ile evlenmeyi kabul etti. Antiochus öldüğünde, karısı (Berenice) ve eski karısı (Laodice), kimin oğlunun varis olarak tayin edileceği mevzusunda kavga ettiler. Antakya halkının desteğini alan Berenice, kardeşi ve Mısır’ın yeni hükümdarı III. Ptolemaios’tan, küçük oğlunun tahta çıkma hakkını teminat altına almasına yardım etmesini istedi. Ptolemaios Antakya’ya vardığında, kız kardeşi ve yeğeninin suikasta kurban gittiğini gördü. Üçüncü Suriye Savaşı veya Laodikya Savaşı olarak bilinen bir savaş patlak verdi. Barış, Antakya limanı Seleukeia’nın kontrolünü Ptolemaios’a bıraktı, ancak II. Seleukos (Antiochus ve Laodice’nin oğlu) tahta geçti ve Antakya’yı elinde tutarak imparatorluğunun yeni başkenti yaptı.

Mosaic of the Judgement of Paris

Paris’in Yargılanması Mozaiği

Carole Raddato (CC BY-SA)

Roma Antakyası

Şehir, Roma İmparatorluğu devrinde de başkent statüsünü korudu. Birçok mühim ticaret yolu (bilhassa baharat ticareti) üzerinde bulunması nedeniyle şehir ve milletlerarası nüfusu, hem Seleukos İmparatorluğu hem de Roma için stratejik, ekonomik ve entelektüel bir merkez vazifesi gördü. Şehrin Roma İmparatorluğu için ehemmiyeti, bazen Mısır’ın başkenti İskenderiye ile rekabet edecek düzeydeydi.

Birkaç zayıf hükümdarın saltanatı yüzünden, MÖ 64’te Pompey bölgeyi bir Roma eyaleti yaptı. Diğer Roma şehirlerinde olduğu gibi, şehir de Roma idaresinden faydalandı. Su kemerleri, Roma hamamları ve hatta bir amfitiyatro içeren Antakya, Romalılaştırıldı. Görklü sarayları (Seleukos hükümdarları tarafından inşa edilmişti) birçok Roma imparatorunun tatil evi oldu. Septimius Severus, Roma imparatoru olarak Suriyeli Pescennius Niger’i desteklemeleri üzerine şehrin bağımsızlığını elinden aldı. Büyük bir fay hattı üzerinde yer aldığı için şehir hem büyük bir yangından hem de birkaç depremden (depremler Tiberius, Caligula, Hadrian ve Diocletianus devirlerinde meydana geldi) zarar gördü.

Aureus from Antioch

Antakyalı Aureus

Sailko (CC BY-SA)

Antakya, Roma imparatoru Trajan tarafından yeniden inşa edildi ve Roma ordusunun kışlık karargahı olarak kullanıldı. Diocletianus zamanında imparatorluğun bölünmesinin ardından şehir, Bizans İmparatorluğu’nun veya Doğu Roma İmparatorluğu’nun bir parçası haline geldi. Konstantin devrinde, Hristiyanlığın yükselişinde öncü bir şehir olacak, hatta İncil çalışmaları için bir okul bile barındıracaktı. Son pagan imparator Julianus (361-363), Perslerle savaşmak için Suriye’den geçerken 362’de Antakya’da konakladı. Şehir, onun ordusunu barındırmak ve beslemek zorunda kaldı. Tahıl fiyatlarındaki kriz, sonunda hem kıtlığa hem de gıda isyanlarına yol açtı. Antakya daha sonra, 5. yüzyılda Hunlar tarafından yağmalandı ve nihayet 7. yüzyılda Araplarca zaptedildi.


Kaynak

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklamların gösterimine izin veriniz. Bu siteyi ayakta tutabilmek için gereklidir. Please allow ads to be displayed. This is necessary to keep the site up and running.